TAHRAN
ŞEHRİN TARİHÇESİ
Elburz Dağlarının Eteklerinde Bir Başkent: Denizden 1150 metre yükseklikte kurulan Tahran, adını Ortaçağ kaynaklarında “Tihrân” olarak buluyoruz. Çevresindeki Rey harabeleri ve Çeşme-i Ali tepesi, yerleşimin çok eskiye dayandığını gösteriyor. XIII. yüzyılda Yâkût el-Hamevî, Tahran’ı on iki mahalleden oluşan, evleri yeraltına inşa edilmiş büyük bir köy olarak tasvir ediyor. Bağlar ve bahçelerle çevrili bu yerleşim, Rey’in Moğol istilâsıyla (617/1220) yıkılmasından sonra göçlerle büyüyor.
Safevîlerden Kaçarlara: Şah I. Tahmasb şehri surlarla çevirip pazar yeri kurduruyor. Şehri çeviren surlarda dört ana kapı ve 114 burç bulunmaktaydı. Kerim Han Zend burada saray ve divanhâne yaptırsa da başkent Şiraz oluyor. Nihayet Ağa Muhammed Han Kaçar, Tahran’ı devletin merkezi hâline getiriyor.
XIX. Yüzyılın Modernleşen Şehri: Nâsırüddin Şah döneminde surlar kaldırılıyor, sekizgen planlı yeni şehir düzeni kuruluyor. Fabrikalar, medreseler ve Gülistan Sarayı bu dönemin simgeleri. Avrupalı seyyahların yazılarında nüfusun hızla arttığı ve şehrin canlı bir merkez hâline geldiği görülüyor.
XX. Yüzyılın Metropolü: Rızâ Şah Pehlevî ile birlikte geniş bulvarlar, üniversite, müzeler ve demiryolu istasyonu açılıyor. II. Dünya Savaşı’nda müttefiklerin işgaline uğrayan şehir, 1943’te Roosevelt, Churchill ve Stalin’in buluştuğu işgal konferansına ev sahipliği yapıyor.
İslam Devrimi ve Sonrası: 1979 İslâm Devrimi Şah rejimi devrildi. ABD batılı güçler Irak’ı İran saldırtarak devrimi boğmak istediler. İran-Irak Savaşı sırasında nüfus hızla artıyor; 2000’lere gelindiğinde Tahran artık milyonları barındıran bir metropol. Bugün hem kültürel hem ekonomik açıdan İran’ın kalbi konumunda.
İRAN GEZİ NOTLARI
1.gün – Tahran (2 Ağustos Cuma)
İlk günümüzde İmam Humeyni Havalimanı’na indikten sonra sabah namazı için bekledik ve namazı cemaatle kıldık. Daha önce arkadaşımızdan aldığımız İran-Cell hattına Muhammed Enfal için 2 GB internet yükledik. Ancak ellerinde hat kalmadığı için ben alamadım; sonraki günlerde de gerek kalmadı. İran’daki bütün operatörlerin büroları mevcut, istediğinizden hat alabiliyorsunuz. 15 günlük ve 1 aylık paket seçenekleri var.
Eve gitmek üzere Snapp’tan araç çağırdık. İlk çağırdığımız araç 168.000 IR yazdı. “Yanlış mı yaptık, 400.000–500.000 IR olması gerekiyordu” diyerek tekrar çağırdık; bu kez 450.000 IR çıktı. Mecburen kabul ettik. Bir türlü bizi bulamadı. Ya da biz onu. Yolculara sorduk, onların yardımıyla aşağıdaki park yerinde taksiye bindik.
Sabah 07.00 gibi eve vardık. Bahçe kapısını anahtarla açtık, ardından iç kapıyı geçerek eve girdik. Allah’tan apartman kapısı açıktı.
09.30 gibi uyandık, bir şeyler atıştırdık. Sonra çevremizi gezelim dedik. Yakındaki Parvaz Garden’ı dolaştık. Güzel bir bahçe; yanında Jurasik Park var ama şimdilik girmedik. Eve dönelim, cuma namazına gideriz diye düşündük. Nilüfer-3 sokak 7 nolu dış kapıya anahtarı taktık. O da ne. Kapı açılmıyor. Acaba tam yerleştiremedik mi anahtarı diye tekrar tekrar denedik. Ancak zorlamadık kırılır içinde kalır diye. Önce Türk olduğunu bildiğimiz 2.kat ziline bastık, açılmadı. Ev sahibinin ziline bastık, oğlu kapıyı açtı. Selam verdik. Ancak bir aksilik olduğu hemen seziliyordu. Mealen anladığımız kadarıyla: “Siz de kimsiniz? Ensar Bey bize bir şey söylemedi. Söylese bile kendisi olmadan misafirini kabul edemeyiz. En fazla bir gece kalın, sonra başınızın çaresine bakın. İsterseniz otelde kalın.” dedi.
Ensar kardeşimiz Hac’da olduğundan WhatsApp ses dosyasıyla ev sahibinin oğlu Davud ile görüştürdük. Ancak nafile; “kusura bakmayın” dediler. Babası, “Sizin kim olduğunuzu bilmiyoruz. Polise ne deriz? DEAŞ’lısı var, ipsizi sapsızı var.” gibisinden konuştu. Tabii ki bizim anladığımız kadarıyla.
Sonra biz müsaade isteyip daireye girdik, abdest alıp hazırlandık. Kapıda Davut ta bir yumuşama sezdik. Ona cuma namazının nerede kılındığını ve Snapp’tan araç çağırmamıza yardım etmesini rica ettik. “Tahran Üniversitesi’nde kılınıyor” dedi. Biz de araç çağırdık.
Tahran Üniversitesi’ne vardık (145.000 IR). Ancak bir hareketlilik göremedik. Bir kitapçıya sorduk; cuma namazının yeni yapılmakta olan Musalla Camii’nde kılındığını söyledi. Yani yanlış gelmişiz. “Nasıl gideriz?” diye sorunca metroya yönlendirdi. Tarif üzerine yürüyerek metroya gittik. Genç bir askere nasıl gideceğimizi tarzanca sorarken üç Azeri genç konuşmalarımızı duydu. Hemen yanımıza geldi ve konuşmaya başladık. “Musalla’da ne işiniz var? Onlar Şii, siz Sünni’siniz” dediler. Gitme isteğimizdeki kararlılığı görünce birlikte metroya bindik. Bize bilet aldılar. Yolda Türkiye hakkında konuştular. Erdoğan aleyhine, Atatürk ve Şah lehine… Bizde Erdoğan’ın iyi olduğunu söyledik.
Onlar indikten sonra biz aktarma yaptık. Aktarma sırasında bekleyenlere cuma namazı mekânını sorduk. İyi ki sormuşuz; “Ben de oraya gidiyorum dedi” birisi. Birlikte gittik. Yanındaki şahıs “siz Sünni misiniz?” diye sordu. Biz de “Şii – Sünni kardeş, Müslümanız” diyerek parmaklarımızı birbirine kenetledik. Cami içerisine kadar bize eşlik etti, sağ olsun.
İRAN’DA CUMA NAMAZI
Cuma namazı için Musalla’ya girişte iki kez sivil güvenlik noktasından geçiliyor. Ayakkabıları çantaya koyduk ve yanımızda taşıdık herkes gibi. Biz gittiğimizde konuşma yapılıyordu. Ara ara salâvat getiriliyor ve sloganlar atılıyordu.
Namaz bitiminde çıkışa doğru toplulukla ilerlerken itfaiye, vatandaşların serinlemesi için üzerlerine su sıkıyordu. Bu arada biz de ıslandık. Tabi ki beklemediğimiz bu durum çok da hoşuna gitmedi Muhammed’in.
Çıkışta Musalla’nın yakınındaki küçük bir parka gittik. “Ne yapalım?” derken Snapp’tan taksi çağırdık Hedefimiz Azadi Meydanı ve Kulesi oldu. (175.000 IR)

İRAN’DA METRO UCUZ VE YAYGIN
İran’da 2019 Ağustos itibarıyla 8 farklı metro hattı bulunuyor. Metrolar yeni; vagonlar bizdeki Kirazlı–Yenikapı ile Metrokent–Kirazlı hattı kalitesinde. Hazır kart kullanılabileceği gibi tek kullanımlık bilet de alabilirsiniz. (Tek kullanımlık bilet ücreti 12.000 IR, yani yaklaşık 50 kuruş.) Gişe görevlisinden nakit veya kartla bilet alabiliyorsunuz. Metro aktarmaları ücretsiz; yeter ki dışarı çıkmayın.
İstanbul’daki gibi iş saatlerinde yoğunluk yaşanıyor. Yoğun saatlerde kadınlar için ayrı vagon uygulaması var; oldukça güzel bir uygulama. İki seferi kendimiz binmek üzere toplam dört kez bindik metroya. Aktarma bile yaptık. Zorluğu yok; yeter ki nerede ineceğinizi bilin. Metro da ve vagonlarda zaten aktarma noktaları gösteriliyor.


AZADİ KULESİ VE MEYDANI
Azadi Meydanı gerçekten çok büyük bir meydan Türkiye de böyle genişlikte bir meydan yok. Büfeden su alıp (1 adet 500 cc su 20.000-IR), meydana doğru ilerledik. Meydanın etrafı park ve yeşil alanlarla çevrili. Hemen yanında bir otobüs terminali var.
Azadi Meydanı 50 bin m2‘lik büyüklüğü ile İran’ın ikinci büyük meydanı. İran’ın sembolü olmuş bir meydan. Meydanın tam ortasında 48 metre yüksekliğindeki Azadi Kulesi bulunmaktadır (Farsçası Borj e Azadi) Kule, Pers İmparatorluğu’nun 2500. yılı anısına Şah Rıza Pehlevi tarafından 1971’de inşa edilmiş. Mimarı Hossein Amanat (Hüseyin Emaneti).
Kule, Tahran’ı yukarıdan görmek için ideal bir yer. Ancak çıkış olduğunu bilmediğimizden ilk günün acemiliğiyle çıkamadık. İran mimarisinin simgesi sayılan bu kule, önceki adıyla Şehyad olarak biliniyordu; İslam Devrimi’nden sonra bugünkü adını aldı.
Hava sıcak olduğu için meydan da çok duramadık. Hızlıca gezip tekrar araç çağırdık, Mellat Parkına gitmek için. Bu arada gideceğimiz yerler arasında bayağı uzun mesafeler var yürünecek gibi değil. Metro kartımız olsa belki olabilirdi. Ancak biz Snapp’i tercih ettik. Mellat Parkına götüren şoför biraz yolu karıştırdı. Ancak sonunda geldik. Para almak istemedi biz verdik tabii ki.

MELLAT PARKI
Millet parkının girişinde “Bugün çok yorulduk, eve dönmeden bir şeyler yiyelim” dedik. Ancak lokanta veya dönerci gibi bir yer bulamadık. Cuma tatili sebebiyle zaten çoğu dükkân kapalıydı. Ancak trafik rahattı.
Marketten Muhammed kruvasan, kek ve bisküvi aldı. Suyu unuttuğumuzdan dolayı ben tekrar su almak için gittim. Parkta atıştırdıktan sonra gezmeye başladık. Gündüz bu saatler de sakin. Büyük ihtimal akşam saatlerinde kalabalıklaşır. Gençlerin durumu her yerde aynı. Bu bölgedekilerin birçoğu belli belirsiz (var mı yok mu) başlarına örtü almışlar.
Ev sahibinin tavrı belirsiz olduğundan daha önce arkadaşlar “Tahran da pek gezilecek yer yok. İsterseniz önce Yezd, sonra Şiraz, İsfahan, Kaşhan ve Kum’a gidin. Akşamları yolda geçirirsiniz. Otelde kalırsınız. Yezd’de gerekirse 2 gece kalırsınız. Bugün yorgun değilseniz Milat Kulesi‘ne gidin.” demişlerdi. Ancak biz gerçekten çok yorgunduk ve eve döndük. Kaygılı olarak. Zili çaldık Davut Bey açtı. Selam verdik. Elini sıktım. Anladığım kadarıyla sabah ki konuşmadan sonra pişman olmuş. “Kalabilirsiniz, bahçe kapısını istediğinizde açıp içeri girebilirsiniz” dedi. Bahçe kapısının eski kilidini tekrar takmış. Bize çay getirdi. Merdivene oturup içtik. Muhammed bile içti. Çay biraz güzeldi ama eşiminki kadar hayatta olamaz.
“Ekmek nereden alabiliriz?” diye sorduk. “Ben getiririm” dedi. Sağ olsun, biraz sonra zili çaldı; tepsiyle yumurta, domates, salatalık ve bir adet dolmalık biber getirdi. Teşekkür ettik, sevindik. İkindi namazını kıldıktan sonra biraz uzandık, ardından akşam namazını eda ettik. Mahmut kardeşimizle konuştuk; sabah 07.00’de buluşmak üzere sözleştik. Rabbime hamd olsun, gezimizi bereketlendirsin, hayırlara vesile kılsın.
İlk gün sonunda tek olumsuzluk sıcak yemek yiyemedik. Eşimin yaptığı nefis açmalarla idare ettik. Maşallah eşim yıllık erzakımızı doldurmuş bavula. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinde okuduğumuz yıllarda bizden iki sınıf üste Şaban ve Nurullah kardeşlerimizin sınıfında İran’lı Vahid Faragat kardeşimiz vardı. Kendisi 1991 senesinde mezun olduktan beri Tahran’da yaşıyor. Akşam telefonda görüştük; sabah buluşup para bozdurmak üzere anlaştık. “Sizi evden alırım” dedi.



2.gün – Tahran (3 Ağustos 2019 Cumartesi)
Sabah Vahid aracıyla bizi aldı. Tahran merkeze giriş izne tabi imiş. Bu sebeple aracı Vahid’lerin evine bıraktık ve Metro ile gitmeye karar verdik. Saadi durağında indik. Burası Türk Büyükelçiliğine oldukça yakın. Elçilik Binasında Türk Okulu bulunuyor. İçeri girdiğimizde boya–badana işleri sürüyordu. Biraz oturup çay içtikten sonra paramızı bozdurmak üzere döviz bürosuna gittik. Toplam 1100-TL bozdurdum. 900-TL karşılığını karta yükledim. 200-TL karşılığını ise nakit olarak aldım. (3 Ağustos 2019 tarihi itibariyle 1-TL=2.150-IR)
GÜLİSTAN SARAYI (Golestan Palace)
İlk durağımız Vahid kardeşimizle birlikte Gülistan Sarayı oldu. Sarayda yedi ayrı müze bulunuyor ve her biri için ayrı bilet almak gerekiyor. Müzelere girmeseniz bile yalnızca saray bahçesine giriş 150.000 IR. Saray, öncelikle bahçesi, yeşili ve havuzlarıyla gerçekten çok güzel. Rengârenk güllerinden dolayı “Gülistan” adını almış; Farsçada “Kah-e Golestan” deniyor. Bina dış ve içteki duvar renkleri ve işlemeleriyle harika. Saray, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. İhtişamlı ve zarif bir saray. Şatafatın ne kadar ileri seviyeye ulaştığını görmek ve ibret almak gerekiyor.
Gülistan Sarayı’nın kökeni Safevi hükümdarı I. Tahmasb dönemine (1524–1576) uzanıyor; o yıllarda kale olarak inşa edilmiş. Kaçar Hanedanı Tahran’ı başkent yaptıktan sonra saray hanedanın ikametgâhı hâline gelmiş. Feth Ali Şah ve Nasreddin Şah dönemlerinde yeni bölümler eklenmiş. Pehlevi Hanedanı döneminde ise şehrin merkezinde kalan sarayın bazı bölümleri yıkılarak yerine hükümet binaları yapılmış. Resmî törenler ve yabancı heyetlerin ağırlanması için kullanılan saray, günümüzde müze olarak ziyaretçilere açık.
Saray da toplamda 12 salon bulunuyor, isimleri ise şöyle: Aynalı Salon, Güneş Binası, Mermer Taht Salonu, Kerim Han Salonu, Kabul Salonu, Müze Salonu, Havuz Odası, Fildişi Binası, Berelyan Binası, Badgir Binası, Elmas Salonu ve Ebyez Sarayı. Her biri dönemin ihtişamını ve sanat anlayışını yansıtan ayrı birer hazine gibi.



KAPALI ÇARŞI / GRAND BAZAAR
Gülistan Sarayı’ndan sonra rotamızı Tahran’ın ünlü Kapalı Çarşısına çevirdik. İstanbul’dakine benzer yapısıyla İran’ın en büyük çarşılarından biri. Çarşıda biraz ilerledikten sonra geri döndük. Yemek yedik. Vahid kardeşimizle vedalaştıktan sonra metroya binip Tecriş durağına geldik. Eve en yakın nokta. Oradan da Snapp’tan araç çağırdık ve eve ulaşmış olduk. O akşam kararımızı verdik: ertesi günden itibaren en uzak nokta olan Yezd’den başlayarak yolculuğa çıkacağız.
3.gün – Tahran (4 Ağustos 2019 Pazar)
Sabah saat 10 civarında halk arasında “Arjantin Terminali” olarak bilinen otogara gittik. Gece 23.00 için Yezd biletimizi aldık. (Yaklaşık 650 km mesafe, kişi başı 700.000 IR.) Aslında planımızda Tuğrul Bey’in mezarını ziyaret etmek vardı, ancak bayram tatili nedeniyle Sa’dat Abat Sarayının kapalı olabileceğini düşünerek Rey’e gitmeyi sonrasına erteledik. Sa’dat Abat Sarayına gittik. Ancak bayram tatilinin sadece ve sadece 1 gün olduğunu sonra öğrendik.
SA’DAT ABAD SARAYI
Tahran’ın kuzeyinde, yeşillikler içinde yer alan Sa’dat Abad bölgesi şehrin en lüks semtlerinden biri. Kompleks, 110 hektarlık geniş bir bahçe içinde 16 müzeden oluşuyor. Hepsine ayrı ayrı ödeniyor. Saray bahçesinden içeri girmek –Gülistan Sarayında olduğu gibi- ücrete tabi. Girişte hangi müzelere girmek istediğinizi seçip bilet alıyorsunuz. Biz Mellat Palace, Green Palace, Hat (Calligraphy) ve Silah Müzesi’ni tercih ettik. Askeri müzeye de girecekken İngilizcenin azizliğine uğradık, silah ve hat müzelerine girdik.
Sadatabad’ı gezmek için en az yarım gün ayırmak gerekiyor. Bir müzeden diğerine geçerken epey yürüyorsunuz; fakat ormanlık alanın gölgelikleri sayesinde sıcak hava pek rahatsız etmiyor. İhtiyaç duyduğunuzda oturup dinlenebileceğiniz alanlar da mevcut.
Kompleksin kökeni Kaçar dönemine uzansa da Pehlevi dönemine ait binalar da bulunuyor. 1979 Devrimi’nden sonra müze hâline getirilmiş. Calligraphy müzesinde birbirinden güzel hüsn-i hat eserleri sergileniyor. Görevlisi bizimle ilgilendi ve eserlerin hangi yöntemle yapıldığından bahsetti. İran’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yapı. Herkese tavsiye ederiz.
| Müzeler | Fiyat İran Riyali | |
| 1 | Giriş ücreti / Entrance Fee | 150000 |
| 2 | Mellat Sarayı Müzesi / Mellat Palace Museum | 150000 |
| 3 | Yeşil Saray Müzesi / Green Palace Museum | 150000 |
| 4 | Askeri Müze / Military Museum | 80000 |
| 5 | Güzel Sanatlar Müzesi / Fine Arts Museum | 80000 |
| 6 | Master MirEmad Kaligrafi Müzesi / Master MirEmad Calligraphy Museum | 80000 |
| 7 | Kraliyet Albümleri ve Tarihi Belgeler Müzesi / Royal Albums and Historical Documents Museum | 80000 |
| 8 | Kraliyet Kıyafetleri Müzesi / Royal Clothing Museum | 80000 |
| 9 | Kraliyet Mutfak Müzesi / Royal Kitchen Museum | 80000 |
| 10 | Kraliyet Otomobil Müzesi / Royal Cars Museum | 80000 |
| 11 | Kraliyet Silah Müzesi / Royal Weapons Museum | 80000 |
| 12 | Kraliyet Sofra Müzesi / Royal Tableware Museum | 80000 |
| 13 | Master Farshchian Minyatür Müzesi / Master Farshchian Miniature Museum | 80000 |
| 14 | Master Behzad Müzesi / Master Behzad Museum | 80000 |
| 15 | Omidvar Kardeşler Müzesi / Omidvar Brothers Museum | 80000 |
| 16 | Ulusal Sanat Müzesi / Nation’s Art Museum | 80000 |
| 17 | Su Müzesi / Water Museum | 80000 |
Saat üç gibi eve dönüp biraz dinlendik. Akşam yedide Vahid kardeşimizle birlikte Tabiat Parkı’na gittik. Park gerçekten devasa; iki büyük parkı birbirine bağlayan köprüyle birleşmiş bir alanı hayal edin. Yemyeşil atmosferiyle çok güzel bir yerdi, ancak piknik yapmak için yeterince oturma alanı olmaması dikkatimizi çekti. Kolesterolsüz çekirdek eşliğinde sohbet ettik. Akşam namazını parkta bulunan küçük mescitte kıldık. Ardından arabaya binip otogara geçtik. Yatsı namazını da orada eda ettikten sonra vakit geldi ve yolculuğa çıktık.
İran’da Caferîler (İsnâaşerî mezhebi) beş vakit namazı üç vakitte kılıyorlar: sabah namazı ayrı, öğle vaktinde öğle ve ikindi birlikte, akşam vaktinde ise akşam ve yatsı birleştirilerek kılınıyor. Tahran’da şehrin siluetine maalesef camiler hâkim değil; minareli camiler parmakla sayılacak kadar az. Namaz kılma oranının düşük olduğu söyleniyor, benim izlenimim de bu yönde. Yezd, Şiraz ve İsfahan’da da durum benzerdi.
9.gün – Yeniden Tahran (10 Ağustos 2019 Cumartesi)
İsfahan’dan sabah saat beşte Tahran’a vardık. Sabah namazını Arjantin Terminali’nde kıldık. Muhammed abdest alırken burnu kanadı, Allah’tan uzun sürmedi. Eve geldik hemen uyuduk. Sabah 10 gibi kalktık. Sabah kahvaltısını yaptık. Öğlen namazını kıldıktan sonra Selçuklu ya başkentlik yapmış Rey şehrine Burc-u Tuğrul’a gittik.
BURC-U TUĞRUL / Tuğrul Bey Kulesi
Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucusu Tuğrul Bey’in (995-1063) anıtmezarı olan “Tuğrul Kulesi”, ihtişamı ve farklı mimari özellikleri ile dikkati çekiyor. Türbe olmasına rağmen içinde mezar bulunmuyor.Rey şehrinde, yaklaşık on asır önce inşa edilmiş. 3.000 metrekarelik bahçede, 100 metrekarelik alana kurulu. Yüksekliği 22 metre; iç yarıçapı 13, dış yarıçapı 16 metre. Etrafındaki üçgen sütunlar 24 saati temsil ediyor. Kuzey ve güneyde iki kapısı var, üst kısmı dairesel olarak açık.
Kümbetin etrafındaki üçgen sütunlar güneşin doğumundan sonra kuzey kapısından sola doğru sayıldığında güneş ışığın düştüğü sütun, saatin kaç olduğunu gösteriyor. İran yönetimi garip bırakmış bu eserleri. Allah’tan UNESCO Dünya listesine almış.
Bugün, Tahran’daki ziyaretimizin en anlamlı gününü yaşayacağımızı nereden bilebilirdik. Türbenin mihmandarı Kasım abi, içeri girdiğimizde birisi ile oturuyordu. Bizi gördüğünde samimi bir şekilde “hoş geldiniz” dedi. Ardından başladı ihtişamlı yapının özelliklerini anlatmaya. Farsça konuşmasına rağmen konuyu rahatlıkla anladık; Önceden konu ile ilgili yazılar okumamız anlamamıza yardım etti. (Milad Gazetesinde, Burç-u Tuğrul ve Kasım Gamberi’den bahseden köşe yazısını yola çıkmadan hemen önce okumuştuk)
— Girişin tam ortasından yukarıya doğru bakıldığında “Arslan Başı” görülüyor.
— Anıtın 24 adet köşesi var ve her biri bir saati temsil ediyor. Saati şaşmadan gösteriyor. Dakikayı ise her köşenin merkeze bağlantısındaki altı tuğladan anlayabiliyorsunuz.
— Anıtın tam ortasında durduğunuzda her bir tarafa eşit dağılan ses akustiği var. Kasım abi denemesini yapıyor ellerini çırparak. Muhammed de tam ortada Fatiha suresini okudu. Yankı mükemmeldi, tasarımın ne kadar ileri bir ilmi yansıttığını gösteriyordu.
Kasım abi çok samimi, Muhammedi çok sevdi. Bize çay ikram etti. Sonra bahçede yetişen küçücük incirlerden yedik. Birçok şey anlattı: Müslümanların kardeş olmaları gerektiğini, İran yönetiminin mutaassıp bir tavırla bu önemli esere ilgi göstermediğini, Rabbimizin sevdiği insanların ayrıma tabi tutulmaması gerektiğini, Tuğrul Beyin mezarını ziyaret eden isimler arasında; Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Cemil Çicek saydı. Hatta cumhurbaşkanımızdan Konya Mevlana’yı ziyaret için ricacı olmuş. Anladığımız kadar bu talebi gerçekleştirilmiş. Türkiye’yi çok seviyor. Kendisi İran-Irak savaşında katyuşya füzenin patlaması sonucu yüzünün sağ tarafı büyük hasar almış, bacağından deri parçaları ile yüzüne estetik operasyonu yapılmış. Savaşı sevmiyor, “barış iyidir” diyor.
Kasım abi bizi çok samimi geldi. Sanki yıllardır tanışıyormuş gibi Muhammed’le ve benimle sarılarak veda ettik. Gerçekten unutulmaz bir karşılaşma oldu; güzel insanlar nereden çıkacak hiç belli olmuyor.
MÜCEVHER MÜZESİ
Sonraki durağımız Mücevher Müzesi oldu. Türk Büyükelçiliği’nin tam karşısında yer alan bu müzeye son yirmi dakika kala girdik. (Kişi başı 200.000 IR.) Girişte telefonlarımız ve eşyalarımız teslim alındı; fotoğraf çekmek kesinlikle yasak.
Müze, şah ve ailesine ait birbirinden göz alıcı eserlerle dolu. Zümrüt, yakut, pırlanta gibi değerli taşlarla süslenmiş kılıçlar, tahtlar, taçlar, kolyeler ve daha birçok eşya ince işçilikleriyle büyüleyici bir manzara sunuyor. En dikkat çekici parçalardan biri ise Naseruddin Şah’ın yakut, inci ve pırlantalarla işlenmiş küresel dünya haritasıydı. Mücevher ve taşlara ilgi duyanlar için mutlaka görülmesi gereken bir müze; ancak meraklı değilseniz gezmemekle de çok şey kaybetmezsiniz.
Müzeden çıktıktan sonra eve döndük. İkindi namazını kıldıktan sonra Kayhan Parkı tarafına yürüdük. Yolun karşısına geçip epeyce ilerledikten sonra nostaljik bir lokantaya girdik. Geleneksel usulde bağdaş kurarak yemeğimizi yedik; böylece günü tamamladık.
10.gün – Tahran (11 Ağustos 2019 Pazar)
Bugün günümüzü hediye almak için ayıralım dedik. Ancak biraz geç kaldık; aslında çeşit ve ürün alternatifi açısından hediyeleri İsfahan’da almak daha doğru olurmuş. Sabah geç kalktık, öğle namazından sonra Vahid aradı. Akşama doğru, saat 18.00 civarında evlerinin yakınında büyük bir alışveriş merkezi olduğunu, oradan alabileceğimizi söyledi.
Bizde Muhammed’le para bozdurmak için Tahran merkeze gittik. Aynı yere bir gün öncede gitmiştik. Hesabı tutturamadık ki o gün almamışız. Binaların önünde kaldırımlarda ayakta, oturan seyyar dövizciler var. Hediyeler için 400 TL bozdurduk. (O günkü kurla 100 TL = 2.100.000 IR.)
İşimiz erken bitince vakit geçirmek için City Park’a uğradık. Tabi Muhammed biraz sitem etti neden erken geldik diye haklı olarak, ancak bayram öncesi olduğu için ne olur ne olmaz diye 1-2 saat erken gitmiş olduk. Aslında Kapalı Çarşıyı uğrayıp hediyeleri oradan alsak da olabilirmiş.
Metrodan inip Vahid’lerin evine gittik. Meyve, pasta ve çay ikramı yaptı. Sağolsun. Oğlu Muhammed Hüseyin ile tanıştık. 6.sınıfa geçmiş. Büyük kızı evlenmiş, diğer oğlu ise üniversite 2.sınıfta okuyormuş. Alışveriş merkezinde hediyeler açısından çok fazla alternatif yoktu, ama ertesi gün tatil olacağı için mecburen almak zorunda kaldık. Muhammed’in istediğini bulamadık; bu da hem onu hem beni biraz üzdü. Hayırlısı olsun.
Akşam namazını iş merkezinde kıldıktan sonra Vahid’le vedalaştık ve eve döndük. (Çanta 1.150.000-IR, Emine & Hatice Sandık 500.000-IR ×2 =1.000.000-IR ve Zeynep Çanta 500.000-IR)
11.gün – Tahran (12 Ağustos 2019 Pazartesi)
Tahran’da son günümüz. Kurban Bayramının 1.günü. Zaten resmi tatil de bir günmüş. Yani Ramazan ve Kurban bayramlarının etkisi çok az. Sayılı günler gelip geçiyor.
Muhammed yorgun olduğu için evde kalmayı tercih etti. Ben ise sabah 10.30 civarında Nilüfer-3 Sokağı’ndan Espinaze Palace tarafına doğru yürüyüşe çıktım. Bayram olmasına rağmen işyerlerinin büyük kısmı açıktı. Bu bölgede alışkın olduğumuz tarzda alışveriş merkezleri vardı. Dönüş yolunda Parvaz Parkı’nın içinden geçtim. Kahvaltı için domates ve salatalık alıp eve döndüm. Muhammed’le birlikte kahvaltımızı yaptık, öğle namazını kıldıktan sonra dinlendik.
Saat üç gibi, dün araçta unuttuğumuz hediyeyi şoförle iletişime geçerek geri aldık. Muhammed’e hediye alma ümidiyle sabahki dükkânlara tekrar uğradık; köstekli saat aradık. Bir yerde bulduk ama kapalıydı. Yolda dondurma, karpuz suyu ve çikolatalı muzlu içecek içtik.
Eve döndük ikindi namazını kıldıktan sonra son gezilecek yer Milad Tower’ı görmek üzere yola çıktım. (Snapp 110.000-IR)
MİLAD TOWER
Milad Tower, dünyanın en yüksek altıncı kulesi. Biletimizi aldıktan sonra yukarı çıkmak için kısa bir süre bekledik. (190.000 IR) 280 metre yükseklikten Tahran’ı panoramik olarak izlemek gerçekten etkileyiciydi. Havanın kararmasını bekledim; ışıklar yanınca şehri fotoğraflamak ayrı bir güzellik kattı. Saat 21.00 civarında kuleden indik. Geleneksel eserlerin sergilendiği bölümü gezdik, ardından akşam namazını kıldım. Çıkışta alışveriş merkezinden yerel tatlar aldım; ikram etmek için.
Snapp üzerinden araç çağırdım, kalabalık nedeniyle yaklaşık on dakika bekledim. Nihayet aracımızı bulup binebildik. (130.000 IR) Eve döndüğümüzde Muhammed namazını kıldı, kalan yiyecekleri bitirdik. Kızılcıkların yarısını dökmek zorunda kaldım. Evi toparlayıp çöpleri konteynıra attıktan sonra tekrar Snapp çağırdık. Bu kez yol uzun olduğu için ücret 635.000 IR tuttu. Şoför gelir gelmez yabancı olduğumuzu fark etmiş olmalı ki 1.000.000 IR istedi. Ben hesap makinesine 650.000 IR yazıp bunun üstünde vermeyeceğimi hal diliyle anlattım. Neyse ki kabul etti.
Şoför hızlı çıktı. Seri araba kullanıyor. Havalimanına geldik. Araçtan inerken şoföre kendi inisiyatifimle ek bir para daha verdim. Bir saat kadar check-in açılmasını bekledik. Nihayet biletimizi aldık. Giriş kapısının önünde bekleme koltuklarına oturduk. Yorgun bir şekilde. Allah’ın izniyle uçacağız.
12.gün – Tahran’dan İstanbul’a (13 Ağustos 2019 Salı)
Salı gecesi saat 04.40’ta uçağımız kalktı. Sabah 07.00 civarında İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na indik. İran gezimiz böylece sona erdi; dolu dolu geçen günlerin ardından İstanbul’a dönüşümüz ayrı bir huzur ve mutluluk getirdi.
| GEZİ ROTASI (*) İşaretli olanlar ayrıntılı bilgi ve fotoğrafa ulaşabilirsiniz |
| 1. MUSALLA CAMİİ 2. *AZADİ KULESİ VE MEYDANI 3.MELLAT PARKI 4.GÜLİSTAN SARAYI (Golestan Palace) 5.KAPALI ÇARŞI / GRAND BAZAAR 6.SA’DAT ABAD SARAYI 7.TABİAT PARKI 8.BURC-U TUĞRUL / Tuğrul Bey Kulesi 9.MÜCEVHER MÜZESİ 10.MİLAD TOWER |
