YEZD
ŞEHRİN TARİHÇESİ
İran’ın orta kesimlerinde, Deşt-i Kevîr çölünün kenarında yer alan Yezd, tarih boyunca önemli bir ticaret ve kültür merkezi olmuştur. Deniz seviyesinden 1230 metre yükseklikteki şehir, İslâm öncesi dönemde “Kese” adıyla anılmış, Hz. Osman devrinde İslâm hâkimiyetine girmiştir. Selçuklular, Atabegler, İlhanlılar ve Timurlular dönemlerinde çeşitli imar faaliyetleriyle gelişen Yezd, özellikle Timurlular devrinde parlak bir dönem yaşamış, cami, medrese, kervansaray ve hamam gibi yüzlerce eser inşa edilmiştir.
Ortaçağ’da ticaret yollarının kavşağında bulunan şehir, ipek, halı ve pamuklu dokumalarıyla ün kazanmış; günümüzde de tarım ve dokuma sanayisiyle öne çıkmaktadır. Tarihî eserleri arasında Mescid-i Cum‘a, Bâğ-ı Devletâbâd ve Emîr Çakmak Külliyesi sayılabilir. Yezd aynı zamanda Zerdüştî kültürünün önemli merkezlerinden biri olup Âteşkede-i Zerdüştiyân gibi yapılar bu mirası yansıtır.
Ayrıntılı bilgi için TDV İslâm Ansiklopedisi’nin Yezd maddesine bakabilirsiniz: islamansiklopedisi.org.tr/yezd.
YEZD 4.gün (5 Ağustos 2019 Pazartesi)
Tahran’dan Yezd’e yolculuğumuz gece 23.00’te Arjantin Otogarı’ndan başladı. Vip otobüs oldukça rahattı; 2+1 düzeninde koltuklar, ayak koyma aparatı. Bu haliyle televizyon koltuğuna benziyor.
Yollar İsfehan’a kadar düzgündü, ancak sonrasında yaklaşık 100 km boyunca bozuk ve yamalı bir yolda ilerledik. Muhammed koltukları çok sevdi; bu da Yezd’de otelde kalmama kararımızı pekiştirdi. Şehre yaklaştıkça arazi çölleşti. Gün ağarmaya başlarken sabah namazı vakti geçmesin diye şoföre çat pat Farsça ile derdimi anlattım. O da kısa süre sonra mola vereceklerini söyledi. Molada abdestimizi alıp namazımızı ayrı ayrı eda ettik. Saat 08.00’i biraz geçe, Rabbimizin izniyle 9 saatlik yolculuğumuz sona erdi.
Şehir merkezine gitmeden önce Şiraz’a biletimizi aldık ve taksiyle şehir merkezine geçtik. Hava çok sıcaktı; öğle vakti 42 dereceye ulaştı. Muhammed de haklı olarak homurdanıyordu; kaplumbağa gibi tüm evi sırtında taşımak bu sıcak altında kolay değildi.
Programımızdaki yerleri gezmeye başladık. Amir Çakmak Kompleksi, Su Müzesi (Water Museum), İskender Zindanı ve Cuma Mescidi’ni ziyaret ettik.
Rüzgâr Kuleleri ve Sürreal Yezd Mimarisi
Yezd’e daha varmadan, uzaktan fark edeceğiniz üzere şehrin alamet-i farikası göğe doğru yükselen rüzgâr kuleleridir. Aynı düzlemde uzanan şehir silüetinin içinden yükselen bu kuleler, eski ve son derece efektif bir klimalandırma sistemidir. “Badgir” adı verilen rüzgâr kuleleri havayı 0 dereceye kadar soğutabilmektedir.
Bu kuleler iki farklı prensiple çalışır:
- Rüzgâra bakan kule yöntemi: Kulenin pencereleri rüzgâra dönük olduğunda, içeri dolan hava yer altındaki tünellere yönlenir. Burada soğuyarak evin içine dağılır ve başka bir rüzgâr kulesinden dışarı çıkar. Bu yöntemde bir kule havayı toplarken diğeri boşaltır. Ancak rüzgâra doğrudan bakan kule, evde toz ve kum birikmesine sebep olur.
- Yer altı kanalı yöntemi: Bu yöntemde hava doğrudan rüzgâr kulesinden değil, topraktaki bir delikten girer. Delik, havayı su bulunan yer altı kanallarına yönlendirir. Toprak ve suyun serinliği sayesinde sıcak hava hem soğur hem de nemlenir. Bu serin ve nemli hava evin içine yönlendirilir, ardından rüzgâr altına bakan kule tarafından dışarıya boşaltılır. Tozu engellemesi ve havayı nemlendirmesi nedeniyle bu yöntem daha çok tercih edilir ve hâlâ yaygın olarak kullanılmaktadır.
Yezd mimarisinin bir diğer özelliği, evlerin etrafını sur gibi çeviren yüksek duvarlardır. Bu duvarların amacı güvenlik değil, güneşten korunmaktır. Duvarlar yükseldikçe gölge boyu artar; böylece aşağıda gölgeli yaşam alanları oluşturulmuştur. Ayrıca şehirdeki yapıların neredeyse tamamının kerpiçten yapıldığını da unutmamak gerekir.
Yezd’in Med İmparatorluğu‘na kadar giden, 5000 yıllık bir geçmişi var. İlk zamanlarında adı Ysatis’miş. Daha sonra Sasani İmparatoru I. Yezdigirt sebebiyle Yezd olmuş. Sasani zamanlarında Zerdüştlerin yoğun olarak yaşadığı yerlerdenmiş. Bu nedenle, Müslüman Arapların fetihleri sonrası, çevredeki birçok şehirden Zerdüştlerin buraya yoğun göçü başlamış. Doğal olarak, Zerdüştlerin kalesi haline gelen Yezd’de İslam’ın yaygınlaşması pek de kolay olmamış.
13. yüzyılda Marco Polo buradan geçtiğinde, seyahatnamesine “çok hoş, görkemli bir şehir ve ticaret merkezi” diye not düşmüş. İki çöl arası zor ulaşılır konumu sayesinde Cengiz Han ve Timur‘un gazabından kurtulmayı başaran şehir, 14. ve 15. yüzyıllarda ipek, tekstil ve halı dokumacılığı ile gelişmiş. Muzafferiler döneminde başkent olmuş.
EMİR ÇAKMAK / AMİR CHAKHMAQ KOMPLEKSİ
Timur’un valisi Emir Celaleddin Çakmak tarafından 1418–1438 yılları arasında inşa edilen Amir Chakhmaq Kompleksi, üç katlı simetrik oyuklarla süslü cephesiyle Yezd’in en görkemli yapılarından biridir. 18. yüzyıla kadar birçok değişim geçiren bu yapı ve meydan, 20. yüzyılda Rıza Şah döneminde şehir planlaması kapsamında yeniden düzenlenmiş ve bugünkü görünümünü kazanmıştır.
Kompleksi oluşturan yapılar arasında cami, kervansaray, hamam, soğuk su kuyusu ve Şii Müslümanların geleneksel yerleşim ilkelerine uygun olarak tasarlanmış bir tekyeh bulunur. Meydanda ve çevresinde gördüğümüz irili ufaklı tekerlek biçimli yapılar da aslında bu tekyehlerdir. Muharrem günlerinde Hz. Hüseyin’in hatırasını canlı tutmak için omuzlara alınarak sokaklarda dolaştırıldığını öğrendik.
Kompleksin önünde yer alan yayalaştırılmış meydan çoğu zaman ziyaretçilerle doludur. Geniş bir havuz, ışıklandırılmış fıskiyeler, ve çevresinde kapalı çarşı var. UNESCO Dünya Mirası listesine alınmış.

SU MÜZESİ / WATER MUSEUM
Yezd Su Müzesi’nde, suyun serüveni etkileyici bir şekilde aktarılıyor. Uzak bölgelerden şehre suyun nasıl getirildiği, yeraltına kazılan uzun tüneller aracılığıyla gösteriliyor. Bu zahmetli işin ayrıntıları, fotoğraflar ve ustaların kullandıkları özgün aletlerle ziyaretçilere sunuluyor.
Müze, 2000 yılında açılmış. İçeride, geleneksel su mühendisliğinin inceliklerini gözler önüne seren sergiler bulunuyor. Özellikle qanat sistemi (yeraltı su kanalları) hakkında bilgi veren bölümler, Yezd’in çöl ikliminde suyun ne kadar değerli olduğunu hissettiriyor. Müze giriş ücreti kişi başı 150.000 IR.

İSKENDER ZİNDANI / Alexander’s Prison / Zendan-e Eskandar
Yezd’de “İskender Zindanı” olarak bilinen yapı aslında bir okul olarak inşa edilmiş. Ancak İskender’in İran’a saldırdığı dönemde zindan olarak kullanıldığına dair rivayetler bulunduğundan, halk arasında bu isimle anılmış.
Yapıya adım attığınızda sizi bir avlu, su kuyusu ve küçük bir havuz karşılıyor. Avluya odalar açılıyor. Şu an içerisinde çeşitli el sanatlarının sergilendiği hatta bizzat uygulamalı olarak gösterildiği bir el sanatları müzesi veya okulu. Aşağı bodrum katlara inildiğinde üstü ışıklı küçük bir sınıf sizi karşılıyor. Görülmeye değer farklı, güzel bir yapı…(Müzeye giriş kişi başı 150.000-IR)

CUMA MESCİDİ / Jameh Mosque of Yazd Tarihçe ekle
Cuma Mescidi’ne devasa bir meydandan geçerek giriliyor. İçeri ücret ödeyerek girdik. 2 rekât tahiyyatül mescid namazı kıldık. Caminin süslemeleri göz kamaştırıcı; ayrıca halısı olan ilk tarihî cami olarak biliniyor.
Yezd’in merkezindeki bu cami, İran’daki en büyük camilerden birisidir. İlk olarak Büveyhoğulları döneminde inşa edilen yapı, bugünkü görkemli hâlini 1324–1365 yılları arasında kazanmış. Günümüzde hâlâ ibadete açık olan cami, İran’ın 14. yüzyıldan kalma en seçkin eserlerinden biri kabul ediliyor.
İran mimarisinin Azeri stilini yansıtan giriş kapısı baştan sona mavi ağırlıklı çinilerle kaplı. İç mekân mozaiklerle süslü; 1365’ten kalma mihrabı ise türünün en özel örneklerinden. 48 metre uzunluğunda ve 6 metre genişliğinde olan minareleri, İran’daki en uzun minarelerdir. Caminin içindeki gamalı haç desenleri ise sonsuzluğu, doğumu ve ölümü simgeleyen kadim motifler olarak dikkat çekiyor.

Eski şehirde bol bol yürüdük. Başlıca yerleri gördükten sonra öğle yemeği için önceden aldığımız tavsiyeler doğrultusunda Talar-e Yezd Lokantası’na gitmeye karar verdik. Lokanta uzak olduğu için taksiyle ulaştık. Şoföre ödeme yapmak istedik ancak naktimiz yetmedi. Neyse ki lokantada bir bankamatik vardı; para çekip şoföre takdim ettik. Lokanta oldukça güzel bir mekândı. Siparişlerimizi verdik, öğle namazını kıldık. Yemeğin ardından taksiyle bir bahçeye gittik. Küçüktü lakin iş görürdü. Çeşme ve gölgelik alan. Yeter de artar bile. Muhammed tüm evi çantasında taşıdığı için çok yorulmuştu. 1-2 saat dinlendik sonra biraz gezelim dedik ama hava hala sıcaktı. Sonra bir bakkala girdik dondurma yedik, maden suyu içtik, su depoladık. O sırada fark ettik ki aldığımız bilette ne gideceğimiz yer ne de koltuk numarası yazıyordu. Bakkal amca terminale gidip sorun dedi. Saat 17.00’de terminaldeydik. Soruşturduk ve biletimizde bir yanlışlık olmadığını öğrenince rahatladık. İkindiyi terminalde kıldık.
Terminal bizimkiler gibi değildi; adeta bir kervansaray gibiydi. Biraz vakit geçirdik, mescitte oturduk. Telefonları şarj edecek bir yer bulduk. Taktık ve iki saat süren koyu bir sohbete daldık: Ürdünlü aşçının kötü yemeklerinden İran tarihine, eşimin enfes yemeklerine ve sonraki günlerin planlarına kadar… Bahçeye çıktık orada oturduk. İki kedi gördük çok tatlılardı. Mescide gittik namaz kıldık orada oturduk. Aslında bayağı oturduk. Çünkü biletimiz gece saat 12’ de idi.


| YEZD GEZİ ROTASI (Aşağıdaki başlıklarda daha fazla fotoğraf bulabilirsiniz) 1.Rüzgâr Kuleleri 2.Emir Celaleddin Çakmak Kompleksi 3.Su Müzesi – Water Museum 4.İskender Zindanı (Alexander’s Prison / Zendan-e Eskandar) 5.Cuma Mescidi (Jameh Mosque of Yazd) |
