SELANİK
TARİHÇESİ VE BUGÜNÜ
Selânik, Makedon Kralı Kassander tarafından MÖ 316’da kuruldu ve adını karısı Thessalonike’den aldı. Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir ticaret ve din merkezi olarak gelişti; Aziz Pavlus’un Hıristiyanlığı yaydığı şehirlerden biri oldu ve Aziz Dimitrios kültü burada kök saldı. 1430’da Osmanlı hâkimiyetine giren Selânik, camiler, hamamlar, hanlar ve kervansaraylarla yeni bir kimlik kazandı; özellikle İspanya’dan gelen Yahudiler sayesinde kozmopolit bir şehir haline geldi. XVII. yüzyılda Sabatay Sevi hareketiyle “dönmeler” ortaya çıktı ve şehrin sosyal yapısında etkili oldu. XIX. yüzyılda demiryolu bağlantıları ve ticaretin gelişmesiyle nüfus hızla arttı, çok dilli ve çok kültürlü bir merkez haline geldi. 1912’de Yunanistan’a geçen şehir, Lozan sonrası Türk ve Yahudi nüfusunun büyük ölçüde göç etmesiyle değişti; II. Dünya Savaşı’nda Yahudi topluluğu büyük kayıplar yaşadı. Bugün Selânik, Yunanistan’ın ikinci büyük şehri olarak kültür, fuar ve eğitim merkezi kimliğini sürdürmektedir.
SELANİK GEZİ ROTAMIZ
Kavala’dan ayrılıp rotamızı Selanik’e çeviriyoruz. Öğlen saat 13.00 civarında Selanik’e vardık. Öncelikle aracımızı park etmek istedik, ancak uygun bir yer bulamadık. Sonra daha sakin olur ümidiyle Mustafa Kemal’in doğduğu eve doğru yöneldik. Eve gelmeden bir sokakta boş park yeri bulduk. Aracımızı park ettikten sonra Atatürk’ün doğduğu eve giriyoruz. Evin bahçesinde Selanik Konsolosluğu da bulunuyor. Müze, pazartesi günleri hariç her gün 10.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Bodrum üzerinde iki katlı tipik Osmanlı konağı mimarisine sahip evde giriş katta bir kütüphane yer alıyor. Duvarlar eski fotoğraflar ve yağlıboya tablolarla süslü. Odalarda sedirler, giysiler ve dönemin eşyalarıyla geçmiş canlandırılmış. “İnna fetehna leke fethen mübina” hüsnü hat yazısının altında Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım’ın fotoğrafları bulunuyor.
Atatürk’ün doğduğu evden ayrılıp, minaresi özellikle yıkılmış, halen ibadete kapalı olan Alaca İmaret Camii‘ne ulaşıyoruz. Osmanlı döneminden ayakta kalan bu yapı, 1484 yılında Fâtih Sultan Mehmed ve II. Bayezid devri vezirlerinden Selânik Valisi İshak Paşa tarafından inşa ettirilmiş olup, İshak Paşa Camii adıyla da bilinir. ismini, duvarlarında kullanılan renkli taş süslemelerden ve özgün iç mimarisinden alıyor. Beş kubbeli ve ters T planına sahip olan cami, dönemin mimari anlayışını yansıtan önemli bir eser. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de adı geçmektedir. Selânik Balkan Harbi’nde kaybedildikten sonra caminin minaresi temeline kadar yıktırılmıştır. Cami ibadete kapalı olduğu gibi aynı zamanda bakımsız bırakılmış durumda. Caminin etrafını dolaşıp her yönden fotoğraf çekiyoruz. Saat öğlen namazı vakti. Avluda Osmanlı’dan kalan formu bozulmuş olsa da suyu akan çeşmeden abdest alıyorum. Selanik’te ibadete açık cami olmadığından avluda çimlerin üzerinde namazımızı kılıyoruz. Yeryüzü bize mescid ne de olsa. Caminin giriş kapısının üzerinde 4 satır – 2 sütundan oluşan kitabesi yer alıyor.



Alaca İmaret Camii’nden sonra karşımıza çıkan iki kubbeli yapı, ilk bakışta Bey Hamamı zannediyoruz. Ancak yanıldığımızı fark ediyoruz. Bey Hamamı yakında olmasına rağmen gözümüzden kaçmış. Araştırmalarımız sonucunda bu yapının aslında Aigli Yeni Hamam olduğunu öğreniyoruz. Belki de kilise camiye çevrildiğinde, caminin müştemilatı olarak bir hamam yapılmış olabilir. Çünkü mimari özellikleri Osmanlı üslubunu andırıyor. Google Earth fotoğraflardan anladığımız kadarıyla halen gazino olarak kullanılıyor.
Kırmızı tuğla ve taştan inşa edilen Aziz Demetrios Kilisesi (Aya Dimitri) görkemli yapısıyla dikkat çekiyor. Selanik’in en önemli Bizans eserlerinden biri olan bu kilisenin temelleri üçüncü yüzyıla uzanıyor; beşinci yüzyılda ise bugünkü ihtişamlı halini kazanmış. 1491’de II. Bayezid döneminde camiye çevrilerek “Kasımıye Camii” adıyla anılan yapı, 1912’de yeniden kilise olarak kullanılmaya başlandı. 1917’de büyük bir yangın geçiren kilise, titiz bir restorasyon sürecinin ardından 1949’da tekrar ibadete açıldı. İç mekânındaki mozaik süslemeler, özellikle apsis bölümündeki detaylar, Bizans sanatını gözler önüne seriyor. Bodrum katında ise küçük bir müze yer alıyor. 1988’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen bu değerli yapıyı, pazartesi günleri hariç her gün 06.00 ile 20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
Sonrasında antik döneme ait harabelerin bulunduğu Roma Forumu (Antik Agora) bölgesini geziyoruz. Anfi tiyatro kısmen ayakta kalmış. Aristoteles Meydanı’na birkaç dakikalık yürüme mesafesinde yer alan Roma Forumu, antik dönemde Selanik’in siyasi ve kültürel merkeziymiş. Yaklaşık 5 bin yıllık bir geçmişe sahip bu alan, 1960’lı yıllarda yapılan arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıkarılmış. Roma Forumu’nda antik tiyatro, stoalar, hamam kalıntılarını görmek mümkün.



Yolun karşısında kırmızı tuğladan yapılmış estetik bir kilise olan Bakire Meryem Chalkeon Kutsal Ortodoks Kilisesi’ni görüyor ve fotoğraflıyoruz. İçeri girmiyoruz. Cadde üzerinde yine ibadete kapalı Hamza Bey Camii karşımıza çıkıyor. Cami, Hamza Bey’in kızı Hafsa (Hafîze) Hatun tarafından 872 (1467-68) yılında yaptırılmıştır. Uzun yıllar Alkazar Sineması adıyla sinema olarak kullanılmış, sonrasında restore edilerek yeniden ziyarete açılmış. Ancak biz gördüğümüzde tekrar restorasyon sebebiyle etrafı çevrilmiş olduğundan uzaktan fotoğraflamakla yetiniyoruz.
Selanik’te gezerken diğer şehirlerde görmediğimiz bir duyarlılıkla karşılaşıyoruz. Bazı sokaklarda kapalı kepenkler üzerine “free gaza”, “stop genocide”, “israel nazis” gibi sloganları görmemiz bizi mutlu ediyor. Bu ifadeler insanlığın ortak vicdanını yansıtıyor.



Bu kez karemize iki kubbeli etrafı dükkanlarla çevreli büyük ihtimal bedesten olan yapı giriyor. aynı bölgede Kapalı Çarşıda bulunuyor. Pazar günü olduğu için bütün kepenkler kapalı. Meydana doğru ilerlerken Osmanlı dönemine ait bir hamam daha görüyoruz. Pazar Hamam, Yahudi Hamamı veya diğer adıyla Halil Ağa Hamamı. Hamam 16. yüzyılda inşa edilmiştir. Bulunduğu bölgede yoğun olarak yaşayan Sefarad Yahudileri nedeniyle Yahudi Hamamı olarak anılmaktadır. Ayrıca kentin merkezindeki çarşıya yakınlığından dolayı Pazar Hamamı olarak da isimlendirilmektedir.1
Ardından Aristoteles heykelinin önünde fotoğraf çekiliyoruz. Aristotelous Meydanındayız. Şehir meydanı birbirine benzer estetik yapılarla çevreli, geniş bir alana sahip. Meydanın bir ucu denize açılıyor.
Selanik’te özellikle korunmuş bir eski şehir bulunmuyor. Yeni dönem binalar ile tarihi doku iç içe. Sahile bakan 8–10 katlı binalar estetik açıdan hoş görünmüyor. Sahile neden bu kadar yüksek bina yapılmış anlamakta zorlanıyoruz.
Deniz kenarında kordon boyu yürürken uzaktan bir kule göze çarpıyor. Ağaçlık alanın ortasında yükselen bu yapı, Selanik’in simgesi haline gelen Beyaz Kule. Beyaz Kule, 15. yüzyılda Osmanlılar tarafından askeri savunma amacıyla inşa edilmiş. Galata Kulesi gibi giriş ücretli ve yukarı çıkılabiliyor. Ancak çıkmaya değmeyeceğini düşünerek etrafında bir kaç fotoğraf alıp, gezimize devam ediyoruz. Deniz kenarında lokanta ve kafe olarak kullanılan korsan gemileri dikkatimizi çekiyor.
Beyaz Kule’ye yaklaşırken bir büst dikkatimizi çekiyor. Büst, 1798-1861 yılları arasında görev yapmış Yunan deniz subayı Amiral Nikolaos Votsis‘e ait. 1912’de Birinci Balkan Savaşı’nın başında Osmanlı donanmasına ait Feth-i Bülend zırhlısı Selanik limanında konuşlanmıştı. Limanın savunmasını güçlendirmek amacıyla geminin topları sökülerek silahsızlandırıldı. Ancak 31 Ekim gecesi bir Yunan torpido botu gizlice limana sızarak Feth-i Bülend’i batırdı ve mürettebattan yedi kişiyi öldürdü.




Minaresinin uç kısmı kopmuş, farklı mimari stile sahip bir yapı ile karşılaşıyoruz: Aziz George Meydanı’ndaki Rotunda Galerisi (Aziz George Kilisesi / Yorgo Rotundası). Rotunda, M.S. 4. yüzyılın başlarında inşa edilmiş olup Selanik’in ayakta kalan en eski yapılarından biri. İlk olarak İmparator Galerius için anıt mezar olarak planlanmış, sonrasında kiliseye dönüştürülmüş ve Aziz George adıyla anılmış. Osmanlı döneminde ise minare eklenerek cami olarak kullanılmış. Bugün hala ayakta duran minare, Selanik’in zengin tarihinin canlı bir tanığı edasıyla göğe uzanıyor. Bugün hâlâ ayakta duran minare, Selanik’in zengin tarihinin canlı bir tanığı. Rotunda’nın içinde 5. yüzyıldan kalma mozaikler görülebiliyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Rotunda her gün 08.00–21.30 saatleri arasında gezilebiliyor. Bu kez ücretini ödeyerek içeri giriyoruz. Avluda bir şadırvan bulunuyor. Giriş kapısının üzerinde 2 satır ve 2 sütundan oluşan kitabe yer alıyor. Bahçesinde geçmiş yapılardan kalan kalıntılar da görülebiliyor.
Rotunda Galerisinden çıkıp ana caddeye yürürken karşımıza Aya Panteleymon Kilisesi çıkıyor. Kilise, 14. yüzyılda inşa edilmiş olup Osmanlı döneminde İshakiye Camii adıyla camiye dönüştürülmüştür. İyi korunmuş Bizans mimarisi ve Selanik’in erken ve Orta Çağ Hristiyanlığı açısından öneminin kanıtı olması nedeniyle kilise, Selanik’teki diğer birçok Erken Hristiyan ve Bizans anıtıyla birlikte 1988 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine kaydedilmiş.
Egnatia Caddesi üzerinde Navarinou Meydanında yer alan Galerius Kemeri, antik dönemin izlerini bugüne taşıyan etkileyici bir Roma yapısı. M.S. 3. yüzyılda İmparator Galerius’un Perslere karşı kazandığı zaferi ölümsüzleştirmek için imparatorluk kompleksinin bir parçası olarak inşa edilmiş. Günümüzde biri büyük, biri küçük olmak üzere iki kemer ayakta kalmış. Kaidelerinde çeşitli rölyefler bulunuyor. Dört kat üst üste kabartmalar hâlâ canlılığını koruyor.
Galerius Kemeri, Selanik’te fotoğrafladığım son duraktı. Şarjım bittiği için bundan sonraki fotoğraflar oğluma ait. Son olarak Ayasofya Kilisesi’ne gidiyoruz. Yolda yağmur bazen hafif, bazen şiddetli yağıyor. Nihayet kiliseye giriyoruz. Selanik’in en eski dini yapılarından olan Ayasofya Kilisesi, ismini ve mimari ilhamını İstanbul’daki Ayasofya’dan alıyor. Temelleri 3. yüzyıla uzansa da günümüzdeki hali 7. yüzyılda inşa edilmiş. Osmanlı döneminde camiye çevrilen bu etkileyici yapı, 1912’den itibaren tekrar kilise olarak kullanılmaya devam ediyor. İç mekânda Bizans mimarisine özgü mozaikler, freskler ve kubbe dikkat çekiyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan kilisenin içini fotoğraflıyoruz. Yağmur nedeniyle aracımıza dönemiyoruz. Sonunda yağmur azalınca aracımıza binip Makedonya’ya geçme zamanı geliyor. Bu akşam Manastır’da konaklayacağız. Makedonya sınırına 19.50’de ulaştık. Kapıda bizi bir tavus kuşu karşılıyor. Sonradan öğreniyoruz ki tavus kuşu Makedonya’nın sembolüymüş.




| GEZİ ROTASI (Aşağıdaki yıldızlı başlıklarda ayrıntı ve daha fazla fotoğraf verilmiştir). -Selanik’in Tarihçesi ve Bugünkü Durumu 1.Atatürkün doğduğu ev 2.Alaca İmaret Camii / İshak paşa Camii (ibadete kapalı) —- Alaca İmaret Çeşmesi 3.Aigli Yeni Hamam 4.Aziz Demetrios Kilisesi (Aya Dimitri) (Kasımıye Camii) 5.Roma Forumu (Antik Agora) 6.Bakire Meryem Chalkeon Kutsal Ortodoks Kilisesi 7.Hamza Bey Camii 8.Bedesten 9.Kapalı Çarşı 10. Pazar Hamam (Yahudi Hamamı veya Halil Ağa Hamamı) 11.Aristotelous Meydanı ve heykeli 12.Beyaz Kule 13.Rotunda Galerisi-Aziz George Kilisesi / Yorgo Rotundası 14.Aya Panteleymon Kilisesi–İshakiye Camii 15.Galerius kemeri ve Navarinou Meydanı 16.Selanik Ayasofya Kilisesi |
| Aşağıda yazılı olan mekanları göremedik. İlgilisi için başlıkları veriyorum: 1.Bey Hamamı: 1444 yılında Sultan II. Murad’ın emriyle inşa edilen Bey Hamamı, Osmanlı mimarisinin Selanik’teki en özgün örneklerinden biri. “Cennet Hamamları” olarak da anılan yapının iç mekanındaki mermer süslemeler, kemerli tavanlar ve duvar resimleri son derece iyi korunmuş. Tarihsel önemiyle varlığını sürdüren yapının günümüzde hamam olarak kullanılmadığını ve iç kısmının ziyarete kapalı olduğunu da ekleyelim. 2.Ano Poli (Yukarı Şehir): Osmanlı ve Bizans dönemlerinden kalma taş evler, dar sokaklar, minik kiliseler ve kale surlarıyla çevrili olan bu bölgedir. Şehrin tepelik bir noktasında yer alan Ano Poli, panoramik şehir manzarasını izlemek isteyenler için eşsiz bir seyir noktası sunuyor. 3.Heptapyrgion (Yedi Kule): Ano Poli’nin zirvesinde yükselen Heptapyrgion hem Bizans hem de Osmanlı dönemlerinde savunma ve askeri amaçlarla kullanılan bir kale kompleksi. İsmi her ne kadar Yedi Kule anlamına gelse de bu kale aslında 10 kuleden oluşuyor. Eski dönemlerde zindan ve hapishane olarak da kullanılmıştır. Bugün bir açık hava müzesi olarak ziyarete açık olan kaleden Selanik’in panoramik manzarasını izlenebiliyor. Müzeyi salı günleri dışında 08.00 ve 20.00 saatleri arasında gezmek mümkün. 4.Selanik Arkeoloji Müzesi: Her gün 09.00 ve 17.00 saatleri arasında ziyarete açık. 5.Bizans Kültürü Müzesi: Müze salı hariç her gün 08.30 ve 15.30 saatleri arasında açık. 6.Selanik Askeri Rüştiyesi: 7.Vlatadon Manastırı: Ano Poli’deki Vlatadon Manastırı, Selanik’te aktif olarak kullanılan tek Bizans manastırı olma özelliğini taşıyor. 14’üncü yüzyılın ortalarında inşa edilen bu manastır, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde koruma altında bulunuyor. Vlatadon Manastırı’nın ziyaret saatleri her gün 08.00 ve 11.00 ile 18.00 ve 20.00 arasında. 8.Büyük İskender Heykeli ve Parkı: 9.Kutsal Havariler Kilisesi: 14’üncü yüzyıldan günümüze ulaşan Kutsal Havariler Kilisesi, Selanik Eski Şehir bölgesinin kenarında konumlanıyor. Agioi Apostoloi olarak da anılan bu kilise, beş kubbeli ve haç biçimindeki planıyla Geç Bizans mimarisinin tipik unsurlarını taşıyor. Osmanlı Dönemi’nde Soğuk Su Camii olarak camiye çevrilen yapı, sonraki yıllarda yapılan restorasyonlarla tekrar kiliseye dönüştürülmüş. 1940’larda keşfedilen fresk ve mozaikler, kilisenin iç mekanındaki tarihsel anlatımı zenginleştiriyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki bu kilise, pazar ve pazartesi günleri dışında 06.00 ve 22.30 arasında ziyarete açık. 10.Alatini Köşkü (Villa Allatini): Alatini Köşkü, 1896 yılında İtalyan mimar Vitaliano Poselli tarafından tasarlanmış. Aslen varlıklı Allatini ailesine ait olan bu neoklasik tarzdaki köşk, Sultan II. Abdülhamid’in 1908-1912 yılları arasında burada sürgün hayatı yaşaması nedeniyle tarihi bir anlam da taşıyor. 11.Selanik Savaş Müzesi: Haftanın her günü 09.00 ve 19.00 saatleri arasında ziyarete açık. Su Müzesi : Hafta içi her gün 10.00 ve 14.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Balkan Savaşları Müzesi: Her gün 09.00 ve 14.00 saatleri arasında gezilebiliyor. Selanik Savaş Müzesi: Haftanın her günü 09.00 ve 19.00 saatleri arasında ziyarete açık 12.Başkalaşım Kilisesi: Bu yapı, 14. yüzyıl sonlarına tarihlenir ve Selanik’in geç Bizans döneminden günümüze ulaşan en zarif örneklerinden biridir. Küçük boyutuna rağmen kubbesi ve taş işçiliğiyle dikkat çeker. Zamanla yükselen cadde seviyesinin altında kaldığı için bugün merdivenlerle aşağıya inerek ziyaret edilir. |
