ÇİNİLERİN İZİNDE TEKFUR SARAYI
Tekfur Sarayı Müzesine ilk kez geliyoruz. Fatih, Ayvansaray Mahallesi’nde yer alan Tekfur Sarayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin restorasyon çalışmalarıyla yeniden ziyarete açıldığı duymuştuk. Hava hafif yağışlı, ara sıra yağmur şiddetini artırıyor. Yağmura yakalanmadan içeri giriş yapıyoruz. Bizans döneminden kalan bu yapı, bugün hem tarihî kalıntıları hem de modern müzecilik anlayışıyla öne çıkıyor.
Avluya adım attığımızda sağ tarafta Tekfur Sarayı’nın hikâyesini anlatan panolar karşılıyor bizi. III. Ahmed dönemi sadrazamı Damat İbrahim Paşa’nın İznik’ten çini ustaları getirterek burada çini atölyesi kurulmasına ön ayak olduğu bilgisi dikkat çekiyor. Avluda Bizans dönemi mermer sütunları sergileniyor. İçeride Surdibi bölgesinin maketi, kazılarda ortaya çıkan eserler ve çini atölyesi örnekleri öne çıkıyor. Dijital ekranlarda eserlerin yapım hikâyeleri iki dilde aktarılıyor; ziyaretçiler hem görsel hem işitsel bir deneyim yaşıyor.
Üst kata çıkıyoruz. Merdivenin hemen yanında çinilerle süslü mihrab sizi karşılıyor. Panodaki bilgilerden bu mihrabın Kandilli Camii Mihrabı olduğunu anlıyoruz. Panoda yazan “Kandilli vapur iskelesi yakınında yer alan camii, I. Mahmud’un emriyle 1751’de yaptırılmıştır… Caminin mihrabı, Tekfur Sarayı çini atölyesinde üretilen çinilerle kaplanmıştır.” açıklamayı okuyoruz. Ayrıca, Tekfur Sarayında üretilen 19.yy Eyüp Seramik örnekleri, birbirinden güzel renkli testiler, şamdanlık, tabak vb örnekler sergilenmiş. Bir başka panoda ise Tekfur Sarayında bulunan fırınların planı yer alıyor. Fırın, Ateşlik (Külhan), Delikli Alan, Üst bölüm, Tonoz, Tüteklik, Pencere, Raf, Makara, Yalıtım Çukuru olmak üzere. 9 bölümden oluşuyormuş. Müzede dijital materyaller çok iyi şekilde kullanılmış. Duvara yansıtılan ışıkta cami duvarlarını süsleyen çini örnekleri, Ayetel Kürsi hat örneği harika bir kompozisyon oluşturmuş.
Müzede çocuklarda unutulmamış. Dijital çini motiflerini yap-boz olarak oynayabiliyorsunuz. Yine dijital olarak İstanbul ve birçok ülkeden seçtiğiniz cami ve tarihi eserleri dev ekrana yansıtan bölüm güzel düşünülmüş. Yine Cezeri Kasım Paşa Camiinden birebir kopyalanan “Kabe Panosu” ilgi çekici. 1734-35 yılları arasında yaptırılan Hekimoğlu Ali Paşa Camiinin içi de Tekfur Sarayı çini atölyesinde üretilen çinilerle kaplanmıştır.
Ziyaretin sonunda üst katın içerisinden merdivenle çıkarak seyir terasına ulaşıyoruz. Tarihi Yarımada surlarına ilk kez çıkıyoruz. Kapalı havaya rağmen Çamlıca’daki kuleye kadar uzanan manzarayı görmek mümkün. Seyir terasında bol bol fotoğraf çektikten sonra müzeden, emeği geçen herkese teşekkür ederek ayrılıyoruz.
Kaynak: TEKFUR SARAYI MÜZESİ – TARİHİ YARIMADA – SURİÇİ. Bu yazı ilgili sayfadan özetlenerek alınmıştır. 2 Ekim 2021 Cumartesi
