EDİRNEKAPI-Kharisios
26 Ağustos 2025 Salı günü. Güneşin tam tepede olduğu, öğlen saati. Karagümrük Mahallesi Kaleiçi Caddesinin başındayım. Son haftalarda Suriçi Karasularını daha sistematik olarak incelemeğe başlamıştım. Bilindiği üzere kara surları ilk kapısı, Yedikule Mermer kulenin yanında, köşedeki Askeri Kapıdır. Daha önce Edirnekapı güzergahında Mihrimah Sultan Camii çevresini gezmiş olmama rağmen minibüsçülerin bulunduğu noktadaki Edirnekapı’sını fotoğraflamamıştım. Artık sur kapılarından eksik olanları tamamlamak üzere -bugün kısa sürede de olsa,- Vatan Caddesi son noktadan sağa Kaleiçi Caddesine dönerek gezimize başlıyoruz. Köşede Metro Ulubatlı istasyonu ve 3.sınıf tramvay, Mescid-i Selam-Topkapı Tramvayının Ulubatlı istasyonu yer alıyor. Alparslan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin yeniden inşaatı da bölgede göze çarpan hareketlilikten.
Edirnekapı, halen minibüslerin ilk duraklarının yer aldığı noktada yer alıyor. Kapının Doğu Roma’daki adı Kharisios olarak bilinmektedir. Bu kapı, Yaldızlı Kapı’dan sonra kara tarafı surlarının en önemlisidir. I. Justinyen (527-565) ve V. Leo (813-820) bu kapıdan sefere çıkmış, Osmanlı sultanları Eyüp’te kılıç kuşandıktan sonra bu kapıdan şehre girerlerdi. İstanbul’un fethi esnasında da en kanlı çatışmaların en yoğun mücadelelerin geçtiği yerlerden birisidir. Edirnekapı olarak adlandırılması hiç şüphesiz Osmanlı Döneminde Trakya’ya açılan başlangıç yolu olmasındandır. Kapı, fetih sırasında o kadar harap olmuştur ki ilk halinden sadece kapı kulelerinde bazı izler kalmıştır. Bütün esas kapı, yapı üslubuna ve Türkçe kitabelerine bakılırsa Türk devrinde yapılmıştır. Planı değiştirilmemiştir. İki yanında dışı çok köşeli içi silindirik kapı kuleleri vardır. Kapının girişinde karşılıklı olarak konumlanmış, güvercinler güzel bir kompozisyon oluşturuyor. Sur Kapısından çıkıp, sur dışından hem kapıyı hem de surları fotoğraflıyoruz. Kapının surdışı cephesinde kapı üzerinde 2 satır – 2 sütun kitabe yer alıyor. Ayrıca kapının sağında latinize Türkçe ile bir kitabe yer alıyor. Kitabede arapça olarak “İnna fetehna leke fethen mübina” ayeti kerimesinin altında; “Biz sana bir feth-i mübin açdık. Hicretin 20 Cemaziyelevvel 857 ve miladi 1453 salı sabahı bu civarda açılan gedikten Fatih’in ordusu İstanbul’a girmiştir.”











| 12- Edirnekapısı (Kharisios) |
| Kharisios Kapısının neresi olduğu ile ilgili Doktor Mordtmann ilim adamları arasında bir çok tartışmanın olduğunu söyler. Netice olarak bu kapının Edirnekapısı olduğunu ve Sulukule Kapısı ile Tekfur Sarayı arasında bulunduğu neticesine varır. Kapının diğer bir adı Fatih Camii’nin yerinde bulunan Havariyun Kilisesinden ya da bu kapı civarında yer alan büyük mezarlıklardan dolayı “Myriandron” yani ‘Mezarlık Kapısı’dır. A.G. Paspatis 1868 yılında Edrnekapı’da yaptırılan bir burç inşaatı esnasında burcun altından çok sayıda mezarın çıktığını ifade eder. Bu kapı, Yaldızlı Kapı’dan sonra kara tarafı surlarının en önemlisidir. I. Justinyen (527-565) ve V.Leo (813-820) bu kapıdan sefere çıkmış, Osmanlı sultanları Eyüp’te kılıç kuşandıktan sonra bu kapıdan şehre girerlerdi. İstanbul’un fethi esnasında da en kanlı çatışmaların en yoğun mücadelelerin geçtiği yerlerden birisidir. Edirnekapı olarak adlandırılması hiç şüphesiz Osmanlı Döneminde Trakya’ya açılan başlangıç yolu olmasındandır. Kapı, fetih sırasında o kadar harap olmuştur ki ilk halinden sadece kapı kulelerinde bazı izler kalmıştır. Bütün esas kapı, yapı üslubuna ve Türkçe kitabelerine bakılırsa Türk devrinde yapılmıştır. Planı değiştirilmemiştir. İki yanında dışı çok köşeli içi silindirik kapı kuleleri vardır. Kapı kulelerinin önündeki duvar 3 metre kalınlığındadır. Kuzey Kulesinin cephesinde II.Theodosios zamanına ait duvar izleri ve bir ışık mazgalının kemeri vardır. İnci Tunay’ın tespitlerine göre eski kapı kulesi çok köşeli değil, dikdörtgendi. Güney kulesinin cephelerinde, son Bizans devrinde yapılmış duvarın izleri görülür. Batı cephesindeki şeritsiz kule duvarları Paleologos ve Türk devrindendir. Kapı ve kuleler yapılan restorasyonlarla eski şekline getirilmişlerdir. Kapı üstünde bugün kayıp olan bir tamir kitabesi olduğu bilinmektedir: “Uzun senelerin ağırlığı, devamlı rahatsızlık, savaşlar, zamanında çok sağlam olan bu duvarları harap etmişlerdir. Fakat Romalıların yüce büyüğü Alexios Komnenos, yüce İmparator bunları daha iyi bir şekilde yenilemiştir.” Kapının şehre bakan kemerli mermer levhası nın üzerinde üç ayrı kitabe bulunmaktaydı. Bunlardan birincisi dikdörtgen şeklinde olup üzerinde yeniçeri ortasının sembolü olan servi ağacı vardır. Kitabede şu ifadeler yer almaktadır: “Gâziyânın menzili ya’ni dergâh-ı âli Pîr-i erkân-ı tarikat Hacı Bektâş-ı Velî 1211/1796-97” Kapıdaki bir diğer kitabeyi İhtifalci Ziya şöyle okumuştur: “Ceddede Sultanü’s-sultan Bayezidü’l-bâzil Kal‘ate dâri’l-hilâfe ba‘de mâ kânet fenâ Men ra’e’t-tecdîde hâzâ kâlellâhi derruhü Temme kad kâle’l-müverrihü hassinû hâzâ’l-binâ” Bu kitabenin alt tarafında ve yatay levhanın sol kenarında şu beyit bulunmaktadır: “Sa‘y edip râh-ı cibâli koydurur baş ile cân Bizlere Ka‘be kuşağı subh u şâm olur nişân 1194” Kapının aynı yerlerinde diğer yeniçeri ortaları na ait semboller de bulunmaktadır. Ancak bunların çoğu ihtimal ki ocak, Sultan II. Mahmut tarafından kaldırıldığında kazınmıştır. Buna rağmen bazıları az çok seçilmektedir. Kapının içerisinde taş topuzlu bir gürz olduğu söylense de bugün bu gürzden eser yoktur. Ayrıca kapı üzerinde bir kelime-i tevhit kitabesi de mevcuttur. Kapının şehir dışına bakan tarafında İstanbul’un fethinin 500. Yılı münasebetiyle İstanbul Fetih Cemiyeti tarafından “İnnâ fetahnâleke fethan mübinâ” ayetinin de olduğu modern bir levha asılmıştır. Reşat Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi’nin ilgili maddesinde kapının restorasyonuna yönelik sert eleştiriler vardır. “Edirne Kapusu, tuluât tiyat roları dekorlarına benzeyen kepaze bir restorasyon tecavüzüne uğramıştır; harab kapunun üstüne kesme taş ve tuğla ile kale dişleri yapılmış ve kapu yanındaki bedenin bir kısmı da yine göstermelik aynı şekilde yenilenmiştir. Tarihi kapunun harab vekaarı ve azameti zedelenmiştir.” Kültür Bakanlığı yetkilileri envanter çalışmaları çerçevesinde kapının son halini tetkik etmiştir. Buna göre, batı cephesi dendanlar seviyesine kadar ayaktadır. Cephenin alt kesimleri hatılsız taş örgülü, yeniden yapılmış olan üst kesimleri tuğla hatıllı taş örgülüdür. Cephede kapının bulunduğu orta kesim hafifçe öne çıkartılarak belirginleştirilmiştir. İki yandaki plastrlar, onların üzerinde başlık oluşturacak şekilde dönen taş korniş ve kornişe oturan 1,5 sıra tuğladan sivri kemer, cephenin en belirgin öğeleridir. Sivri kemerin içteki bir tuğlalık kısmı çökertilmiştir. Kemer aynasında 1510 tarihli bir yazıt bulunmaktadır. Plastrlardan daha geride bulunan kapı boşluğu, iki yandaki taş söveler ve üzerindeki konsollara oturan kemerli taş lento ile oluşturulmuştur. Lentonun üzerinde çeşitli motifler ve h.1194/m.1780 yazıtı bulunmaktadır. Batı cephesinde iki yandaki duvar ayakları üzerinde taş başlıklar bulunmaktadır. Cephenin üst kesimi yıkılmıştır. Edirne kapı Osmanlı döneminde şehre gelen kervanların da kullandığı önemli ticaret noktalarından da biridir. Bu bölüm, Kara Tarafı Sur Kapıları başlığı altında Fatih GÜLDAL tarafından kaleme alınmıştır. Kaynak: Dersaadet’in Sur Kapıları, Editör; Yusuf ÇAĞLAR, Metinler; Semavi EYİCE, Süheyl ÜNVER, Fatih GÜLDAL, Ömer Faruk ŞERİFOĞLU, Proje Koordinasyon; SUR ÇELİK KAPI |
