SOFYA

TARİHÇESİ VE BUGÜNÜ

Tarihçe: Sofya, Balkan yarımadasında Vitoşa Dağı eteklerinde kurulmuş, kökeni yedi bin yıl öncesine kadar uzanan çok eski bir yerleşimdir. İlk sakinleri Trakyalı Serdi kabilesi olduğundan şehrin adı Serdnopolis, Roma döneminde Serdica, Bizans döneminde Triadica olarak anılmıştır. XIV. yüzyıldan itibaren Saint Sophia Kilisesi’nden dolayı Sofia, Osmanlı döneminde ise Sofya adıyla bilinmiştir.

Osmanlı hâkimiyetine 1380’lerde giren Sofya, Rumeli eyaletinin merkezi olmuş ve uzun süre Osmanlı Avrupa topraklarının idari, ekonomik ve askerî kalbi olarak öne çıkmıştır. XVI. yüzyılda “saâdetlü Sofya” diye anılan şehir, bedestenleri, hanları, camileri ve medreseleriyle klasik Osmanlı şehir kimliği kazanmıştır.

Bugün: Sofya, 1879’da Bulgar Prensliği’nin, 1908’de Bulgar Krallığı’nın başkenti olmuş, günümüzde Bulgaristan’ın siyasi ve kültürel merkezi konumundadır. Osmanlı döneminden kalan Banyabaşı Camii hâlen faaliyettedir; diğer birçok eser ise kiliseye veya müzeye dönüştürülmüştür. Şehirde bugün 1,2 milyonun üzerinde nüfus yaşamaktadır ve Bulgaristan Başmüftülüğü’nün merkezi Sofya’dadır. Ayrıntılı bilgi için TDV İslâm Ansiklopedisi – Sofya maddesi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Sofya Belediyesi – Sofya Belediyesi Portalı – Sofya Belediyesi Portalı

SOFYA GEZİ ROTAMIZ

Turumuzun son ülkesi Bulgaristan sınırındayız. Şimdiye kadar üç ülke sınır kapısından kolayca geçtik. Ancak Bulgaristan’a girişte farklı bir uygulama ile karşılaştık: ülkeye giren herkesin parmak izleri alınıyor. Nüfus müdürlüğünde kimlik işlemlerinde olduğu gibi tüm parmaklarımızın izini verdik. Bu işlem hoşumuza gitmese de mecburen uyduk.

Sofya’ya konaklayacağımız daireye 15.30 civarında vardık. Bir şeyler atıştırdıktan sonra şehri gezmeye çıkmayı planladık. Konakladığımız yer şehrin merkezinde. Avluya bakan iki katlı binanın tamamı bizim gibi turistlere kiralanmıştı. Aracımızı avluya park ettik. Dairenin önünde oturan turistlerle -elinde şampanya şişesi bulunan bir hanım, bir şeyler konuşuyordu. İçimden, “Eyvah, akşam da burada oturup müzik açarlarsa dinlenmek ve uyumak zor olacak,” diye geçirdim.

Dairenin koşulları şu ana kadar kaldığımız yerlere göre eksikti. Örneğin duş kabini yoktu; daracık tuvalette küçücük bir lavabonun önünde duş almak gerekiyordu. İyi ki Belgrad’da duş almışız. Hem temizlik hem de fiziki şartlar açısından uygun değildi. Bu deneyim bize daire rezervasyonu yaparken bu tür ayrıntılara da dikkat etmemiz gerektiğini öğretti. Neyse ki sadece bir gece kalacağımız için büyük bir sorun olmadı.

Kahve yapmak için ocağı kullanmak istedik, ancak açamadık. Hemen daire sahibiyle yazıştık. Birkaç dakika sonra kapı çaldı; meğer az önce kapıda gördüğümüz hanım ev sahibesiymiş. İsmini dikkate alarak ev sahibimizin erkek olduğunu zannetmiştik, fakat meğer bu isim kadınlarda da az da olsa kullanılıyormuş. Ocağın bir problemi yokmuş, ayarını yapıp çıktı. Biz de kahvemizi içtikten sonra şehri adımlamaya çıktık. Rahatız; şehrin tam merkezindeyiz ve her yere yürüyerek ulaşabiliyoruz.

Kuş kanadına benzettiğimiz anıtın önünde fotoğraf çekiliyoruz. Anıt Bulgaristan için ölen asker ve halkı anısına dikilmiş. Üzerinde isimler yer alıyor. Yolumuzun üstünde “BULGARİSTAN CUMHURİYETİ MÜSLÜMAN DİYANETİ BAŞMÜFTÜLÜĞÜ”1 binasını görüyoruz. Üç katlı bir bina. Müftülük kapalı idi.

AZİZ JOSEPH KATOLİK KATEDRALİ-Saint Joseph2 önündeyiz. Üzerinde saatin de bulunduğu kule 33 metre yüksekliğindedir. Kilisenin önünde Papa XXIII. John’a ait heykel yer alıyor. İç mekan diğer kiliselerden farklı. Resimler yok, yalnızca heykel şeklinde çarmıh ve yanlarda iki heykel bulunuyor.

Kilise, ilk olarak 19.yüzyılda inşa edilmiş, 2.dünya savaşı sırasında bombalanmış ve yıkılmış. 2002 yılında Papa II. John Paul tarafından temeli atılmış ve 2006 yılında açılışı gerçekleşmiş.

Kilisenin etrafında tarihi harabeleri görüyoruz. Araştırdığımızda buranın Serdika Antik Kenti kalıntıları olduğunu öğreniyoruz. Romalılar tarafından MS. 29 yılında kurulmuş bir şehir.

Rotamız BANYABAŞI CAMİİ 3. Uzaktan görüyoruz; etrafı açık. Minaresinin şerefe kısmının alt bölümü kırmızı tuğladan, üst kısmı ise beyaz taştan yapılmış. Caminin dört bir yanından fotoğraf çekiyoruz. Kare planlı, tek kubbeli yapının son cemaat yeri üç revaktan oluşuyor. Camii, Kadı Seyfullah Efendi Camii veya Molla Efendi Camii isimleriyle de biliniyor. Girişindeki tabelada yapım tarihi olarak 1567 tarihi verilmiş. Henüz ikindi namazı vakti girmedi. Tahiyyetül mescid namazı kılıyoruz. “Banyabaşı” isminin nereden geldiğini merak ediyoruz. Araştırdığımız kadarıyla etrafında abdesthane ve hamam olduğundan halk arasında Banyobaşı” olarak anılmıştır. Caminin banisi Seyfullah Efendi Türbesi, hamam, vakıf dükkanları çeşitli bahanelerle yıktırılmış olup, sadece caminin yıkımı tepkiler üzerine durdurulmuştur. Öyle ki Osmanlı-Rus savaşından (1877-1878) önce Sofya’da mevcut kırk bir cami ve üç mescidden geriye ibadete açık sadece bu cami kalmıştır.

Caminin önündeki bilgilendirici tabelada farklı bilgiler var mı diye okuyoruz. “…. Kubbenin çapı ve içindeki duvarların uzunluğu 15 m’dir. … Caminin bitişiğinde büyük bir çifte hamam bulunmaktaydı ve caminin ismi halk tarafından bu hamamın Bulgar tabiriyle (banya) ilişkilendirilmiştir…”

Camii, çeşitli depremler ve yıkım girişimlerine rağmen birçok kez onarılarak günümüze ulaşmıştır. 1915-17 yıllarında Osmanlı hükümeti tarafından kapsamlı bir tamir görmüş, komünizm döneminde ve sonrasında da restorasyonlar yapılmıştır. En son TİKA tarafından restore edilmiştir. Ancak 20 Mayıs 2011’de ırkçı Ataka Partisi mensuplarından bir grup cuma namazına gelen cami cemaate saldırmış, bir kişi ağır yaralanmıştır.

Caminin bulunduğu alanda SOFYA TARİH MÜZESİ 4 yer alıyor. Dışarıdan oldukça güzel görünen müze binası ile cami arasında park ve küçük bir meydan düzenlemesi yapılmış; burası “Tsentralna banya Park” yani “Merkez Hamam Parkı” olarak isimlendirilmiş. Müze 18.00’de kapanıyor, 17.30’dan sonra giriş yapılmıyor. Bu nedenle 17.00 olmadan içeri giriyoruz. Müze özellikle 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın ilk çeyreğine ait eserler ve canlandırmalarla dikkat çekiyor. Osmanlı’dan kopuş sürecindeki isyancı kişiler “kahraman” olarak sunulmuş. Sofya’ya dair yağlı boya tablolar, mutfak eşyaları, fincan takımları, vazolar, işlemeler, dönemin odaları, kıyafetler, müzik aletleri, fayton ve otomobiller sergileniyor. Ayrıca kazılar sonucu çıkan eserler ve kilise unsurları da müzede yer alıyor.

Müze gezisi için bir saat yeterli oldu. İlk önce ben çıktım. Dışarıdan belli belirsiz ezan sesi duyuluyordu; hoparlörsüz ezan sesi bizi duygulandırdı. Nereden nereye. Namazı kıldıktan sonra caminin karşısındaki Merkez Hall’e geçtik.

Merkez Hall adıyla bilinen bu bina 1909 yılında yapılmış. Halen büyük bir market olarak kullanımda. İçeri girdik; ferah bir alışveriş ortamı vardı. Birkaç fotoğraf çektikten sonra diğer kapıdan çıktık. Çıktığımız kapının tam karşısında YAHUSİ SİNAGOGU5 bulunuyordu. Kapalıydı ve bir cephesinde restorasyon çalışması yapılıyordu.

Şehri dolaşmaya devam ediyoruz. Caddeler oldukça geniş, yüksek katlı binalar yok. Ulusal Meclis ve Aziz Petka Kilisesi’ni aynı karede fotoğraflayarak yürüyüşümüze devam ediyoruz.

Sırada AZİZ NEDELYA KATEDRALİ6 var. Aynı isimli Meydanın içerisinde yer alıyor. Katedralin avlusu geniş. Kilisenin hemen dışında bizim “son cemaat yeri” dediğimiz bölümde 3.Boris’in mezarı bulunuyor. Duvardaki mermer tabela dikkatimizi çekiyor. Tabelada tarihe “Aziz Nedelya Kilisesi Bombalanması”7 olarak geçen 16 Nisan 1925 teki saldırı anlatılıyordu. Bu saldırıda 200’den fazla kişi hayatını kaybetmiş, 500 kişi yaralanmış.

Aziz Nedelya Katedrali, 10. yüzyıldan beri varlığını sürdüren, birçok kez yıkılıp yeniden inşa edilmiş ve günümüzde Bulgar Ortodoks Kilisesi’ne bağlı önemli bir ibadet mekânıdır. İçini gezdikten sonra meydana çıktık. Meydandan Banyabaşı Camii’ni fotoğrafladık.

Aziz Nedelya Meydanı’na, bakan yapılar arasında Aziz Marina Şapeli, Sofya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Ulusal Kilise Tarihi ve Arkeoloji Müzesi (NCIAM) bulunuyor.

Aziz Nedelya Meydanı hemen yanında resmi kurumların çevrelediği avlunun ortasında Aziz George Kilisesi8 (Rotonda “Sveti Georgi”) yer alıyor. “Rotonda” kelimesi ile Selanik’te de karşılaşmıştık; oradaki yapı çok daha büyüktü. Sofya’daki Rotonda, Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Eğitim ve Bilim Bakanlığı binalarının çevrelediği avluda, yol seviyesinin altında kalmış küçük bir kırmızı tuğla yapıdır.

Rotunda, Roma döneminden kalma Sofya’nın en eski yapısıdır. 4. yüzyılda inşa edilmiştir, Bizans, Osmanlı ve Bulgar dönemlerinde farklı işlevler üstlenmiştir. Freskleriyle dikkat çeken bu küçük ama tarihi açıdan çok önemli kilise günümüzde Bulgar Ortodoks Kilisesi’ne bağlıdır. 16. yüzyılda Osmanlı yönetimi sırasında kilise camiye dönüştürülmüş, 19. yüzyıl ortalarında ise terk edilmiştir. Ardından Bulgar Ortodoks Kilisesi tarafından yeniden ibadet mekânı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

İçeride fotoğraf çekmek yasak olduğundan görüntü alamadık. Avluda Aziz George’ye ait olduğu söylenen bir mezar bulunuyor. Rotonda’nın etrafında Serdika Antik Şehrine ait kalıntılar yer alıyor. Kalıntılar bu bölgede dağınık halde yer alıyor. Yani bölgede farklı noktalarda gördüğünüz kalıntıların tamamı bu antik şehrine ait.

Adalet Sarayı önünden geçerek trafiğe kapalı, nostaljik tramvaya açık caddelerde dolaşıyoruz. Şehir Sanat Galerisi önünden geçip Şehir Parkına (City Garden)9 ulaşıyoruz. Park yerine “bahçe” kavramını kullanmak daha doğru bir seçim. Türkiye’de de park yerine bahçe denilmesi umuduyla bu şehir bahçesini geziyoruz. Bahçedeki bilgilendirici panolar oldukça güzel; bizde de yaygın olarak kullanılabilir. İvan Vazov Ulusal Tiyatro Binası, Ulusal Sanat Galerisi ve Savunma Bakanlığı binaları Şehir Bahçesi’ne bakıyor.

Bahçeden çıkıp bulvar boyunca yürümeye devam ediyoruz. Henüz bahçeden ayrılmıştık ki karşı caddede Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’ni görüyoruz. Müzenin hemen yanında 1907’de kurulan Aziz Nikola Rus Kilisesi10 yer alıyor. Bu saatte açık olmama ihtimaline karşı sadece uzaktan fotoğraflamakla yetindik.

Kardiyoloji Hastanesi’nin yanından geçerek Kristal Park’a ulaşıyoruz. Park içerisinde Stefan Stambolov Anıtı bulunuyor. Anıtın önünden arkadaki Rus Kilisesi’ni aynı karede fotoğraflıyoruz.

Parktan ayrılıp Aziz Aleksandr Nevski Katedraline doğru yol alıyoruz. Bulvar üzerinde, katedral ile karşılıklı olarak Çar Anıtı11 yer alıyor. Katedralin etrafı açık ve geniş caddeler ile çevreye bağlanmış; nereden baksanız katedral gözüküyor. Solumuzda Bulgar Bilimler Akademisi Binası, sağımızda Eski Parlamento Binası tam karşımızda katedral yükseliyor.

Aziz Aleksandr Nevski Katedrali beş caddenin ortasında yer alan devasa bir Ortodoks mabedidir. Tarihî bir özelliği bulunmamakla birlikte büyüklüğü ve Neo-Bizans mimari tarzıyla dikkat çeker. 1882’de temeli atılmış, 1912’de tamamlanmış ve 1924’te kutsanmıştır. Altın kaplamalı kubbesi 45 metreye, çan kulesi ise 53 metreye ulaşır. İç mekânı İtalyan mermeri, Brezilya oniksi ve alabaster gibi lüks taşlarla süslenmiştir. 5.000 kişilik kapasitesiyle dünyanın en büyük Ortodoks kiliselerinden biri sayılır.

Katedral saat 19.00’da kapanıyor. Bulunduğu meydanı ve dışarıdan kiliseyi fotoğraflayarak ayrılıyoruz. Yarın sabah Filibe’ye hareket etmeden önce içini gezmek üzere plan yapıyoruz.

Sırada Ayasofya Kilisesi12 var. Katedral ile aynı alanda bulunuyor. Gezdiğimiz tüm şehirlerde İstanbul’daki Ayasofya’dan ilham alınarak küçük çaplı kiliseler yapılmış. Kilise kapalıydı; dışından fotoğraflıyoruz. Yeşillikler arasında geniş bir alan içinde yer alıyor. Sofya’nın en eski yapılarından biri olan Aziz Sofya Kilisesi, şehrin adını aldığı mekândır. İlk temelleri 4.–6. yüzyıllara uzanan bu bazilika, Bizans döneminde önemli bir dini merkez olmuş; Osmanlı döneminde ise camiye çevrilmiştir. Depremde minaresi yıkılmıştır.

Avluda kilise duvarına yaslanmış, sade iki çelenkten oluşan Bilinmeyen Asker Anıtı bulunuyor. Anıtta Bulgar şairi -avluda mezarı olan- Ivan Vazov’un 1885’te yazdığı şiirinden alıntıya yer verilmiş. “Bulgaristan, senin için öldüler. Sen onlar için tek layıktın, ve onlar da senin için layık, anne, oldular.”

Dönüş yolunda Nevski Katedrali önünden geçerken bulunduğu meydan da çadırlar kurulmuştu. Yolda estetik açıdan zayıf görünen Vasil Levski Anıtı13 dikkatimizi çekti. Ardından başka şehirlerde de gördüğümüz Aziz Kiril ve Metodius Heykeli ile onların isimlerini taşıyan Aziz Kiril ve Metodius Ulusal Kütüphanesi’nin14 yanından geçtik. Sofya Üniversitesi15 ise oldukça estetik bir binada yer alıyor.

Sonrasında Prince’s Garden (Prens Bahçesi)’ne16 ulaşıyoruz. Parkın ortasında etrafı çevrili bir anıt kaidesi bulunuyor. Bu kaide üzerinde 1954’te açılan Sovyet Ordusu Anıtı yer alıyormuş. Sosyalist dönemin simgesel yapılarından olan anıt, 2026 yılında kaidesinden sökülerek kaldırılmış. Bahçede köpek gezdirme alanı dikkatimizi çekiyor, fotoğraflıyoruz.

Parktan ayrılıp yürümeye devam ediyoruz. Hedefimiz Sofya’nın en büyük parklarından biri olan Borisova Gradina Parkı. Parka yakın noktada, 1891’de inşa edilen Kartallar Köprüsü (Orlov Most)’nü görüyoruz. Dört taş sütunun üzerinde bronz kartal heykelleri yer alıyor.

Borisova Gradina (Boris Bahçesi)17 Sofya’nın en eski ve en bilinen parkıdır. 1884’te düzenlenmeye başlanmış ve adını Çar III. Boris’ten almıştır. Yaklaşık 3 km² alanı kaplayan park, şehrin en büyük yeşil alanlarından biridir. İçinde Rosarium (Gül Bahçesi), Zambak Göleti, Balık Gölü, Japon Köşesi ve spor tesisleri (Levski Stadyumu, tenis kortları, bisiklet pisti) bulunur.

Hava kararmaya başlarken gezimizin sonuna yaklaşıyoruz. Yol üzerinde Yedi Aziz Kilisesi (Seven Saints Church)’ni18 görüyoruz. Saat geç olduğundan kapalıydı. Bu kilisenin hikâyesi farklı: yapı aslında cami olarak inşa edilmiş, sonrasında kiliseye çevrilmiş. Kara Camii, 1547’de Kanuni Sultan Süleyman döneminde Rumeli’nin eski genel valisi Sofu Mehmed Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmış. Minarenin koyu granitten yapılması sebebiyle “Kara Camii” adıyla anılmış. 27 Temmuz 1903’te kilise olarak kullanılmaya başlanmış (bazı kaynaklarda yapım yılı 1528 olarak da veriliyor).

Dönüş yolunda ışıklandırılmış Aziz Nedelya Kilisesi’ni görüyoruz. Ayrıca daha önce adını andığımız fakat ayrıntı vermediğimiz Aziz Petka Samardjiyka Ortodoks Kilisesi (Eyerli Aziz Petka Kilisesi)19 karşımıza çıkıyor. Yol seviyesinin altında kalmış küçük bir yapı. 16. yüzyılda eski bir Roma dini yapısının üzerine inşa edilmiş ve bugün İncil sahnelerini betimleyen duvar resimleriyle tanınan bir kültür anıtı. Yanından geçerken Serdika Antik Kenti Roma kalıntıları da ışıklandırılmış hâlde görülüyor. Tekrar Banyabaşı Camii’ne ulaşıyoruz; doğal olarak bugünkü gezimizin merkezi oldu. Namazlarımızı bu camide kıldık.

Gündüz gördüğümüz fakat gece ışıklandırıldığında daha belirgin hâle gelen Aziz Sofya Heykeli (St. Sofia Monument) karşımıza çıkıyor. Yaklaşık 24 metre yüksekliğinde bir sütun üzerinde duran bronz heykelin başında taç, elinde zafer çelengi ve bilgelik sembolü olan baykuş bulunuyor. Heykel 2000 yılında dikilmiş estetik ve tarihi değeri olmayan bir heykel.

Sabah erkenden kalkıp Aziz Aleksandr Nevski Katedrali’ni geziyoruz. Ardından yola çıkıyoruz. Yeni rotamız, Osmanlı mimarisinin izlerini hâlâ taşıyan Filibe (Plovdiv) şehri. Saat 9.15’te Filibe’ye varıyoruz. Sofya–Filibe arası mesafe 153 km.

GEZİ ROTASI (Aşağıdaki rota gezi sırasına göre verilmiştir. Bazı maddelerin ayrıntılı bilgi verilmiştir).
-Anıt (Kuş kanadı)
Bulgaristan Cumhuriyeti Müslüman Diyaneti Başmüftülüğü
-Aziz Joseph Katolik Katedrali-St. Joseph Parish
—Papa 23.John Heykeli
-Serdika antik kenti Roma kalıntıları
-Banyabaşı Câmii (Kadı Seyfullah Efendi Camii veya Molla Efendi Camii)
Sofya Tarih Müzesi
-Merkez Hall-AVM
-Yahudi Sinagogu
(Tek kubbeli)
Aziz Nedelya Meydanı
Aziz Nedelya Katedrali (Saint Nedelia Cathedral—Sveta Nedelia Kilisesi)
—3.Boris Mezarı
—Aziz Marina Şapeli
—Sofya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
—Ulusal Kilise Tarihi ve Arkeoloji Müzesi (NCIAM)
-Aziz George Kilisesi (Rotunda)
—Serdika antik kenti Roma kalıntıları
-Sofya-Şehir Parkı (City Garden)
—Şehir Sanat Galerisi
—İvan Vazov Ulusal Tiyatro
—Savunma Bakanlığı
-Ulusal Doğa Tarihi Müzesi
-Aziz Nikola Rus Kilisesi
-Kristal Bahçe-Park
—Stefan Stambolov Anıtı
Çar Anıtı
Eski Ulusal Meclis Binası20
-Bulgar Bilimler Akademisi Binası
-Aziz Aleksandr Nevski Katedrali-Patrikhane
Ayasofya Kilisesi
—Bilinmeyen Asker Anıtı (önemsiz bir ayrıntı)
-Vasil Levski Anıtı
-Aziz Kiril ve Metodius Ulusal Kütüphanesi
-Sofya Üniversitesi
-Prince’s Garden-Prens Bahçesi
-Kartallar Köprüsü (Orlov Most)
-Borisova Gradina Parkı
-Yedi Aziz Kilisesi-Kara Camii
-Aziz Petka Samardjiyka Ortodoks Kilisesi
Aziz Sofya Heykeli (St. Sofia Monument)
  1. Başmüftülük ↩︎
  2. Aziz Joseph Katedrali, Sofya – Wikipedia ↩︎
  3. KADI SEYFULLAH EFENDİ CAMİİ – TDV İslâm Ansiklopedisi
    Banyabaşı Camii – Vikipedi ↩︎
  4. https://www.sofiahistorymuseum.bg/bg/ ↩︎
  5. Sofya Sinagogu – Wikipedia ↩︎
  6. Aziz Nedelya Katedrali, Sofya – Wikipedia ↩︎
  7. St. Nedelya Kilisesi bombalaması – Wikipedia ↩︎
  8. Aziz Georgi Kilisesi, Sofya – Wikipedia ↩︎
  9. https://en.wikipedia.org/wiki/City_Garden_(Sofia) ↩︎
  10. Rus Kilisesi, Sofya – Wikipedia ve | Rus Kilisesi-Metochion “Aziz Nikola Myra” ↩︎
  11. https://en.wikipedia.org/wiki/Monument_to_the_Tsar_Liberator ↩︎
  12. https://en.wikipedia.org/wiki/Saint_Sophia_Church,_Sofia ↩︎
  13. https://en.wikipedia.org/wiki/Monument_to_Vasil_Levski,_Sofia ↩︎
  14. https://en.wikipedia.org/wiki/SS._Cyril_and_Methodius_National_Library ↩︎
  15. https://en.wikipedia.org/wiki/Sofia_University ve https://www.uni-sofia.bg/index.php/eng/the_university ↩︎
  16. Prince’s Garden (Княжеска градина) – Sofia, Bulgaria ↩︎
  17. https://en.wikipedia.org/wiki/Borisova_gradina ↩︎
  18. Yedi Aziz Kilisesi, Sofya – Wikipedia ↩︎
  19. St Petka of the Saddlers Kilisesi – Wikipedia ↩︎
  20. Bulgaristan Cumhuriyeti Ulusal Meclisi ↩︎