KAVALA

TARİHÇESİ VE BUGÜNÜ

Kavala, Ege’nin kuzey kıyısında, Selanik ile Dedeağaç arasında yer alan bir liman şehri olarak tarih boyunca farklı kültürlerin izlerini taşımış bir yerleşimdir. Antik dönemde Neapolis adıyla Philippi’ye bağlı olan şehir, Bizans döneminde Christopolis adıyla piskoposluk merkezi olmuş, Norman ve Haçlı saldırılarından zarar görmüş, ardından Osmanlı hâkimiyetine geçmiştir. Osmanlı döneminde Kanûnî Sultan Süleyman’ın yaptırdığı su kemeri, cami, hamam ve imaret gibi eserlerle şehir kimlik kazanmış; Yahudi ve Müslüman nüfusun teşvikiyle ticaret merkezi haline gelmiştir. XVII. yüzyılda Evliya Çelebi’nin canlı bir ticaret ve eğitim merkezi olarak tasvir ettiği Kavala, XIX. yüzyılda tütün ticaretiyle hızla büyümüş, Mehmed Ali Paşa’nın doğum yeri olarak da ünlenmiştir. Lozan Antlaşması sonrası mübadeleyle Müslüman nüfus Anadolu’ya gönderilmiş olsa da şehir XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yeniden gelişmiş, bugün yaklaşık 65.000 nüfusuyla tütün ihracatında önemli bir merkezdir. İbrâhim Paşa Camii (bugün Saint Nikolas Kilisesi), Alaca Cami ve Mehmed Ali Paşa’nın müze haline getirilen evi, Kavala’nın Osmanlı mirasını hâlâ gözler önüne sermektedir. KAVALA – TDV İslâm Ansiklopedisi

KAVALA GEZİ ROTAMIZ

İskeçe’den sabah 8.15’te hareket ettik. İskeçe-Kavala arası 53 km olup yaklaşık 45 dakikada Kavala’ya ulaştık. Şehir merkezine yakın noktadaki seyir terasından Kavala oldukça güzel görünüyordu. Deniz, kat kat yükselen renkli evleri ve su kemeriyle harika bir manzara oluşuyordu. Şehre yaklaşırken seyir terasını unutmayın.

Aracımızla Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaptırılmış su kemerine doğru ilerledik. Kemerin altından geçtiğimizde bir araç park yerinden çıkıyordu, biz de hemen yerine park ettik. Su kemerinin etrafı açık, meydan şeklinde düzenlenmişti. Kemerin altında bulunan büst, Yunancadan çeviriye göre 1774-1807 hizmet vermiş, büyük ordu komutanı Kaptan Nikotsaras’a aitti. Surların üzerindeki kuşevleri ayrı bir güzellik katıyordu.

Su kemerinin altından geçerek yokuş yukarı kaleye doğru çıkmaya başlıyoruz. Kale yolunda sağlı sollu tarihi yapılar, taş kaldırımlar, renkli evler, pencere ve balkonlardan sarkan çiçekler eşliğinde keyifli bir yürüyüş yaptık. Kavala Kalesine ücret ödeyerek girdik. Kale oldukça küçük; sonradan diğer şehirlerde göreceğimiz kalelerle kıyaslanamayacak ölçüdeydi. Ancak denize hakim tepede yer aldığı için bol bol manzara fotoğrafı çektik.

Kaleden inip Kavalı Mehmet Ali Paşa’nın evine doğru yürüyoruz. Yol üzerinde minaresi yıkılmış, sadece kaidesi kalan ve halen başka amaçlarla kullanılan Halil Bey Camiini görüyoruz. Caminin bu hali bizi hüzünlendiriyor. Avluda külliyeye ait yapılar hâlâ ayaktaydı. Caminin içerisini fotoğraflama imkanı buluyoruz. Yokuş aşağı inerken Osmanlı evleri dikkatimiz çekiyor. Nihayet Kavalalı Mehmet Ali Paşa‘nın evine ulaşıyoruz. Evin önünde geniş bir meydan ve at üzerinde kılıç tutan heykeli bulunuyor. Çevrede çok sayıda Türk turist vardı.

Kavalı Mehmet Paşanın evi tipik Osmanlı mimarisindeydi. Giriş ücretliydi ancak içeri girmeye değmeyeceğini düşünerek evi dışarıdan fotoğraflamakla yetindik. Evin bulunduğu yerde Osmanlıca kitabesi ile Hicri 1210 tarihli bir mezar hala varlığını devam ettiriyor. Mezar taşında, -okuyabildiğimiz kadarıyla- Hacı Hüseyin Efendi’nin eşi Zeyneb Hatun’un medfun olduğu yazıyordu. Bu arada Türk turistlere gezilecek yerler ile ilgili konuşuyoruz. Bir turist el yapımı kurabiye satan dükkandan bahsediyor.

Mehmet Ali Paşa’nın evinin tam karşısında bir cephesi meydana bakan girişi caddeden yapılan küçük bir kilise Meryem Ana Kilisesi yer alıyor. Kilise içerisinde fotoğraf çekmek yasaktı. Kiliselerin önünde Yunan bayrağı ve üzerinde çift başlı kartal bulunan sarı renkli Ortodoks bayrağı bulunuyordu. Kartalın bir pençesinde kılıç, diğerinde haç sembolü yer alıyor. Kilisenin bulunduğu sokak kısa bir mesafe sonra Kavala İlköğretim Okulu ile sona eriyordu. Mehmet Ali Paşa’nın evinin tam karşısında bir cephesi meydana bakan girişi caddeden yapılan küçük bir kilise Meryem Ana Kilisesi yer alıyor. Kilise içerisinde fotoğraf çekmek yasaktı. Kiliselerin önünde Yunan bayrağı ve üzerinde çift başlı kartal bulunan sarı renkli Ortodoks bayrağı bulunuyordu. Kartalın bir pençesinde kılıç, diğerinde haç sembolü yer alıyor. Kilisenin bulunduğu sokak kısa bir mesafe sonra Kavala İlköğretim Okulu ile sona eriyordu. Patika yoldan merdivenleri inerek panoramik alana geliyoruz. Kaleden çok az bir parça kale burçları kalmış. Panoramik Kavala görüntüsü için harika bir yer. Bu bölge burun gibi bir çıkıntıdan oluşuyor. Kavala Fenerini ve masmavi denizi fotoğraflıyoruz.

Tekrar yukarı çıkıp, sağımıza Kilise ve Mehmet Ali Paşa’nın evini alarak yokuş aşağı inmeye devam ediyoruz. Solumuzda Osmanlı’dan kalan büyük bir külliye olan “İmaret” karşımıza çıktı. 1813-21 yılları arasında Kavalalı Mehmed Ali Paşa tarafından yaptırılmış külliye, günümüzde -Mısır Devletinden kiralanarak- restore edilerek otel olarak kullanılmaktadır. Osmanlı mirasının en görkemli örneklerinden biri olan yapı, Thasos Adası manzarasına hâkim konumuyla dikkati çekiyor. Yaklaşık 120 metre uzunluğunda ve 4.200 metrekarelik alana sahip külliye; mektep, medreseler, dershane-mescitler, hamam, sarnıç ve çeşmelerden oluşuyordu. Eskiden 300 öğrenciye kadar konaklama imkanı sağlayan 61 odası bulunmaktaydı. Avlulu ve havuzlu düzeniyle klasik Osmanlı mimarisini yansıtıyordu. Ana giriş kapısının üst kısmında kitabe varlığını koruyor. 8 satır – 4 sütundan oluşan kitabenin son satırının her iki ucundaki bölümler silinmiş. İlerliyoruz sol yanımızda yapı hala devam ediyor. ikinci bir kapı daha görüyoruz. Kapı üzerinde 7 satır – 2 sütunluk bir kitabe yer alıyor. Binanın bitiminde bu kez duvar üzerinde son kitabeyi görüyoruz. Mermer kitabe 6 satır – 3 sütundan oluşuyor. Kitabelerin çözümlemesini bir başka zamana bırakarak yolumuza devam ediyoruz.1

Aşağı inerken kale surlarının kalıntılarını görüyoruz. Sağlı sollu hediyelik eşya satan dükkanları, ünlü Kavala kurabiyesi satan yerler, Osmanlı dönemi cumbalı evleri arasından geçiyoruz. El yapımı Kavala kurabiyesi satan bir dükkana girip biz de kurabiye alıyoruz.

Yokuş aşağı inişi bitirip düzlüğe çıktığımızda karşımıza daha önce cami olan ve kiliseye çevrilen İbrâhim Paşa Camini çıktı. Minaresi yıkılarak yerine çan kulesi eklenmiş ve Saint Nikolas Kilisesi adını almış. Camiye giriyoruz. İçerisini hüzünlü bir şekilde fotoğraflıyoruz. Tek tesellimiz caminin tamamen yıkılmamış olmasıydı.

Kavala gezimizi saat 11.00 gibi tamamlayarak Selanik’e doğru yola çıkıyoruz.

KAVALA GEZİ ROTASI (Aşağıdaki yıldızlı başlıklarda ayrıntı ve daha fazla fotoğraf verilmiştir).
-Kavalanın Tarihçesi ve Bugünkü Durumu
1.Kavala Seyir Terası
2.Su kemeri ve kuş evleri
3.Kavala Kalesi
4.Halil Bey Camii
5.Kavalalı Mehmet Ali Paşa Konağı
6.Kavalalı Mehmet Ali Paşa Heykeli
7.Meryem Ana Kilisesi
8.Zeyneb Hatun Kabri
9.Kavala Feneri
10.Kavala Panorama
11.Kavalalı Mehmet Ali Paşa Külliyesi -İmaret
12.Osmanlı Evleri ve hediyelik eşya satışı
13.İbrâhim Paşa Camii – Saint Nikolas Kilisesi
  1. Kavala İmareti – Vikipedi ↩︎